Bali

UZAKDOĞU'NUN HUZUR VEREN GÜZEL ADASI

Hemen her yerde küçük kare tabaklara benzer el yapımı kaseler içerisinde sunaklar göreceksiniz. Yerli halk palmiye ağacı yapraklarından özel bir katlama yöntemiyle bu kaseleri hazırlıyor. İçerisine de çeşitli çiçekler, pirinç, ekmek, buğday gibi şeyler koyuyorlar ve bir tütsü ile özel bir seramoni yöntemi sonrasında adaklarını sunmuş oluyorlar. Herkes bu seramoniyi normalde günde 3 kere, çalışanlar ya da yapamayanlarsa 2 kere tekrarlıyor. Her evde bir çeşit sunak(küçük tapınak) var, yollarda zaten bunlardan sayısız örnek var. Yürürken göreceksiniz, dikkatli olun üzerine basmayın. Halk seramoni için evindeki ya da dışarıdaki sunakları kullanıyor. Genelde öncelikle mevcut durumlarına şükrediyor, sonra da adaklarını, dileklerini sunuyorlar.

Kenti Tanıyalım

Bali mutlaka görmeniz gereken bir yer. Hatta zaman ayırabilecek olanlar gidip birkaç ay orada yaşamalı derim. Okuyanlar bilir, "Ye Dua Et Sev" kitabının son bölümünün yaşandığı yerdir Bali. Ben kitabı okuduğumda çok merak etmiştim, filmi izlediğimde daha da heyecanlanıp Bali'yi seyahat planlarıma eklemeye karar vermiştim. Şimdi iyi ki de gitmiş/görmüşüm diyorum, ne şanslıyım ki bu güzel adaya 2 kez gitme fırsatı buldum.

Bali'ye aktarmalı gidecekseniz en kolay Singapur ya da Jakarta üzerinden ulaşabilirsiniz. Ara uçuş için ise Air Asia'yı tavsiye edebilirim. Önceden alırsanız çok avantajlı biletler bulabiliyorsunuz. Bali'nin Avustralya'ya yakınlığı sebebiyle oradan da çok turist geliyor. Büyük çoğunluğunu sörf yapmak için haftasonu ya da birkaç günlüğe gelen gençler oluşturuyor. Adanın etrafında yüksek dalga alan birçok farklı bölge var, konaklama da ucuz olduğundan sörf sahillerine yakın yerlerde ev kiralıyorlar.

Ada küçük gibi duruyor ama sakın aldanmayın. En yakın yer bile en az 1 saat diye düşünün bence. Ulaşım ciddi bir problem, yollar oldukça dar, bozuk ve trafik sorunu var. Bu nedenle en yakın sandığınız noktaya gitmeniz bile en az 1-1,5 saatinizi alacaktır. Gezinizi planlarken zaman konusunu mutlaka göz önüne alın. Çok sayıda motosiklet ve bisiklet göreceksiniz, çoğu zaman tehlikeliler ve araç trafiğini de ciddi oranda etkiliyorlar. Bir de üzerine trafik soldan akıyor, araba kiralamayı düşünenler varsa bunları mutlaka göz önünde bulundurmalı. Merkezi yerlerde pazarlık yaparak taksi de ayarlayabilirsiniz. Size önerim şoför tutmanız, ama şoförünüzü oraya gitmeden önce ayarlamanız. Havaalanında ya da otelinize gittiğinizde de ayarlayabilirsiniz ama size daha pahalıya patlayacaktır.

Seyahatinizi netleştirdikten ve günleri planladıktan sonra internet üzerinden pazarlığınızı yapın ve şoförünüzü ayarlayın. Genelde bir günü 8 saat gibi düşünerek hareket ediyorlar ve günlük ücret alıyorlar, fakat daha az süreyle kullanacaksanız da buna göre pazarlık yapıp anlaşmanız mümkün. Profesyonel çalışan gruplar olduğu gibi, acemi ve sizi kazıklamaya çalışan şoförler de mevcut. Dikkatli olmakta ve gözünüzü hep açık tutmakta fayda var. Düzgün bir şoföre rastlamışsanız temiz, klimalı, rahat araçlarla yolculuk edip, iyi bir rehberlik de alabilirsiniz. Memnun kalırsanız ufak bir bahşiş verebilirsiniz, bu onları çok mutlu ediyor. Ben gitmeden önce birçok sürücüyle yazıştım ve pazarlık yaptım. Hem hizmet, hem de maliyet anlamında kendi şoförlerimi gönül rahatlığıyla size tavsiye edebilirim. İşte bilgileri;

Fredy
HP:+6281 7475 3585
bali.fredy@yahoo.com - http://discovering-bali.blogspot.com/

Surya
HP:+6281 2396 3048
putu_suriadi@yahoo.com - http://balidriversurya.blogspot.com/

Bali ile ülkemiz arasında 5 saat fark var. Ekvatora çok yakın olduğundan genelde sıcak ve ılıman bir iklim hüküm sürüyor, mevsimine göre yağmurlu dönemleri de var ve seyahatinizi planlarken bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Çok üşütecek ve korkulacak bir yağmur değil, yine de gezilerinizi etkileyebilir.

Ada bugüne kadar özellikle pirinç tarlaları, masajı ve tapınaklarıyla ünlenmiştir, fakat bunlar yanında eğlence hayatından da örnekler bulabileceğiniz bölgeleri mevcut. Konaklama ve yeme içme anlamında Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça ucuz olduğu için tatilinizde kaliteden ödün vermeyin derim.

Size bazı bölgelere dair bilgiler vereceğim ama tek bir bölge ile kalmamalısınız. Mutlaka bu bölgelerden birkaç tanesini deneyin ve tatilinizi bölebiliyorsanız, farklı konumlardaki otellerde konaklayın. Bu sayede Bali'yi keşfetmeniz daha kolay olacaktır.

KUTA BÖLGESİ

Adada turizm ve eğlence hayatının merkezi konumundadır. Eğlenceli kulüpler, plajlar ve keyifli restoranlar göreceksiniz. Bu bölgedeki oteller de daha modern tasarlanmıştır. Hediyelik eşya dükkanları, alışveriş merkezleri ve bir de su parkı yine bu bölgede yer alır. Sahil şeridindeki uzun cadde üzerinde hemen herşeyi bulabileceksiniz. Yerel ya da bilinen markaların ürünlerinin olduğu mağaza ve alışveriş merkezlerinde dolaşabilir, el yapımı eşyaların satıldığı ve sergilendiği dükkanları gezebilir ve kaliteli kafe-restoranlarda zaman geçirebilirsiniz. Deniz bu bölgede dalgalı ve yüzmeniz pek mümkün değil. Kocaman bir sahil şeridi var ama suya girip dalgalarla oynamak dışında denizden fazla faydalanamazsınız. Sahil şeridinde havuzu olan bazı tesisler var, bunları kullanabilirsiniz. Masaj için de birçok alternatif bulabileceksiniz. İnternetten araştırıp önceden bazı alternatifler belirleyebilirsiniz. Genelde masajlar oldukça ucuz ve başarılı, seçtiğiniz yer otelinizden biraz uzaksa transfer de sağlıyorlar.

Kuta'ya yakın bölgelerde neler yapabileceğinizden bahsetmek istiyorum;

Waterbom Park; Kuta merkezde yer alan bir su parkıdır. İçinde bir günü geçirmeye yetecek sayıda su kaydırağı, havuz, masaj alternatifleri var. Mutlaka gidin demiyorum ama zamanınız varsa ve hareketli bir gün geçirmek istiyorsanız deneyebilirsiniz. www.waterbom-bali.com

Uluwatu Temple; Bu tapınağı mutlaka görmelisiniz. Kuta merkezden yaklaşık 1 saatlik mesafede bulunuyor. Sarong adı verilen şalvar benzeri yöresel kıyafet olmadan içeri almıyorlar, bu gibi tapınaklara giderken yanınızda sarong taşımanız sizi girişte ek ücret ödemekten kurtarır. Tapınağı gezerken maymunlara rastlayacaksınız. Bu konuda dikkatli olmanızı tavsiye ederim, çünkü bu bölgedeki maymunlar oldukça saldırgan olabiliyor. Yemeklerini kendileri bulmak zorunda oldukları için elinizde ilgi çekici ne görseler yemek zannederek almak isteyebiliyorlar. Dikkat çekici renklerdeki aksesuarlarınızı çantanızda taşımanız, elinizde yiyecek bulundurmamanız ve gözlük, kamera ve cep telefonlarınıza dikkat etmenizde fayda var. Deniz kıyısında, son derece mistik bir atmosfere sahip tapınağa akşamüstü giderseniz daha keyifli olacaktır. Önce tapınağı gezip, sonrasında da akşam 6 civarında başlayan Keçak dans gösterisine katılabilirsiniz. Tapınak içerisinde şov için bilet satıyorlar, gün batımında müthiş bir manzaraya karşı yerli halkın Bali'ye özgü bu şovunu en iyi izleyebileceğiniz yerin Uluwatu olduğunu söyleyebilirim. Youtube kanalıma gösteriye dair bazı videolar ekledim, aşağıda bulabilirsiniz.

GWK-Garuda Wisnu Kencana; GWK, büyük bir heykel, fuar alanları, restoranlar ve birçok aktivitenin yer aldığı bir kültür parkıdır. Lord Vishnu'ya ait olan heykel 150 metre boy ve 64 metre genişliğe sahiptir. Kuta'dan yaklaşık 1 saat, Denpasar'dan da yarım saatlik mesafededir. Etkinlik saatlerini takip ederek, planlı bir zamanda giderseniz daha keyifli olacaktır. Diğer zamanlarda gidince sadece alanı gezmek sıkıcı gelebilir.

Tegal Wangi Beach; Jimbaran bölgesi olarak bilinen kısımda, gizli cennet sayılabilecek bir sahildir. Denize girmekten ziyade günbatımını izlemek ve fotoğraf çekmek için gidenlerle dolup taşıyor. Özellikle gelin-damat fotoğraf çekimi için gelen çiftlere rastlamanız çok olası. Mutlaka zaman ayırıp gitmenizi öneririm. Gün batımı yaklaşırken yarım saat kadar öncesinde gidip güzel bir yere yayılın ve an be an gerçekleşecek harika günbatımının tadını çıkarın. Sahile inmeden yukarıdaki kayalıklarda panoramik fotoğraflar da çekebilirsiniz. Aşağıda göreceğiniz bazı fotoğraflarla burayı size daha net göstermek istiyorum.

UBUD BÖLGESİ

Havaalanından yaklaşık 1-1,5 saatlik bir mesafede yer alır. Bali kültürü ve sanatını tanıyabileceğiniz ve halkını da en doğal haliyle gözlemleyebileceğiniz bölgedir. Adanın orta ve iç kesiminde yer alan Ubud bölgesi'nde birçok önemli tapınağı da görme fırsatı bulacaksınız. Sanata meraklılar için heykel, tablo ve objelerin satıldığı el sanatı dükkanları gezilmeyi bekliyor. Yine burada da yeme-içme adına geniş bir alternatif var, Bali'ye özel pirinç yemeklerinin ve tropik kokteyllerin keyfini süreceksiniz. Etrafta yemyeşil pirinç tarlaları her fırsatta karşınıza çıkacak, palmiye ve mango ağaçlarıyla süslü yemyeşil tarlalardan gözlerinizi alamayacaksınız.
Bölgedeki önemli noktalar arasında Ubud pazarı ve Maymunlar Ormanı mutlaka listenize almanız gereken noktalar. Konaklama açısından da pirinç tarlalarına bakan odalarıyla ünlü otelleri tavsiye ediyorum.

Gelelim Ubud bölgesine yakın konumda nerelere gidebileceğinize;

Monkey Forest; Ubud çarşısının hemen başında meşhur maymunlar ormanı vardır. Makak cinsi maymunların yaşadığı, içinde bazı tapınakların ve sunakların da bulunduğu doğal yaşam alanıdır. Mutlaka görmenizi öneririm. Ormanlık alan olduğundan zaten hava kararmaya başlayınca giriş kapanıyor ama yine de rahat gezebilmek adına gün içi saatlerde gelmeniz daha iyi olur. Sabah erken gelirseniz az ziyaretçi olacaktır ama bir yandan da maymunlar aç olacağı için size karşı fazla atak davranabilirler. En iyisi öğle saatlerinde gitmek diyebilirim. Orman içerisinde bir yürüyüş yolunu takip ediyorsunuz ve zaten herhangi bir sorunda müdahale edebilecek görevliler de göreceksiniz. Girişte muz satıyorlar, düşük ücretle alabilirsiniz, önceden alıp taşımanıza gerek yok. Muzları açıkta taşımayın, mutlaka çantanızda bulunsun ve maymunların göremeyeceği şekilde ayırarak teker teker verin. Elinizde ne bulurlarsa alacakları için temkinli davranmanızda fayda var. Bu bölgedeki maymunları düzenli olarak besledikleri için yırtıcı değiller ama yine de dikkatle yaklaşın.

Ubud Bazaar; Maymun Ormanından çıktıktan sonra dükkan ve restoranlarla dolu caddeyi sonuna kadar yürür ve sola dönerek devam ederseniz Ubud Bazaar dedikleri birkaç katlı ve onlarca satıcının olduğu bir yapıyı hemen fark edeceksiniz. İrili-ufaklı, kaliteli-kalitesiz, gerekli-gereksiz ne ararsanız var. Almadan önce birkaç kişiden fiyat alıp sağlam bir pazarlık yapmanız gerek. Alacağınız şeye bağlı olarak size ilk söylenenin yarı fiyatına ya da üçte birine rahatlıkla alabilirsiniz. Özellikle el yapımı ve yöresel şeylere mutlaka göz atın, yeriniz varsa ucuza birçok değişik obje bulabilirsiniz.

Tegallalang Rice Terrace; Ubud'dan 1-1,5 saat mesafededir. Yine mutlaka gidip görmeniz gereken yerlerden biri diyebilirim. Set set pirinç tarlalarından oluşan, yemyeşil bir seyir terasıdır. Vaktiniz varsa terasa karşı konumlanmış restoran ya da kafelerde soluklanabilir ve manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Elephant Cave (Goa Gajah); Bali'de görebileceğiniz güzel tapınaklardan biri de Goa Gajah. Kuruluşu 9. yüzyıla kadar uzanıyor. Yine en az 1 saatlik bir yolculuğu göze almalısınız. Park ve bahçelerin de yer aldığı genişçe bir alana kurulmuş, yarım saat-40 dakikada gezip bitirebileceğiniz bir alan.

Tanah Lot; 15. yüzyıldan kalma bir tapınaktır. Deniz kenarında sunaklarla çevrili bir alan ve denizdeki kocaman bir kayanın içerisine yapılmış tapınaktan ibarettir. Bali mitolojisinde de yer etmiş, son derece görkemli ve önemli bir yapıdır.

Besakih temple; Bali'deki tüm tapınakların anası olarak bilir. Mother temple olarak anılan bu inanılmaz yapı tam 7 seviyeden oluşur. 14. yüzyıldan başlayarak farklı dönemlerde inşa edilmiş sayısız tapınakların birleşimidir denebilir. Dönem dönem büyük törenler yapılır ve adaklar adanır. Girişinde sizden bağış yapmanız isteniyor ve en az 400.000 Rph bırakmadan paçayı kurtaramıyorsunuz. Ama akıllıca davranıp param yok vs. gibi şeylerle şansınızı deneyip ısrarcı olursanız benim gibi 100.000 Rph ile de sıyırabiliyorsunuz 🙂 Verdiğiniz paranın nereye gittiğini bilemeyeceksiniz ama yapıların korunmasında kullanmak yerine cebe atıyor olsalar dahi halk zaten fakir olduğundan yardım yapıyor gibi düşünün ve az da olsa bir şeyler bırakın derim.. Sonrasında size bir rehber veriyorlar ve her bölgeyi rehberle geziyorsunuz. Gezinin sonunda rehber dönüp sizden para isterse şaşırmayın.

Mount Batur; Bali'de yaşayabileceğiniz en ilginç deneyimlerden biri Kintamani tırmanışıdır. Zorlu ve yorucu bir macera olsa da sonunda bir o kadar da keyifle anıyorsunuz. Burada bir paragraf açıp neler yaşayacağınızı detaylıca anlatayım;
Sabaha karşı 2.30-3 gibi sürücünüz sizi alıyor ve 1 saatlik bir yolculuktan sonra tırmanışın yapılacağı alana geliyorsunuz. Geçmiş yıllarda yaşanan bazı olaylar ve kayıplardan sonra işi ciddiye alıyorlar ve profesyonel sayılabilecek bir sistem kurmuşlar. Tırmanışlar için genelde her 2 kişiye 1 rehber tahsis ediyorlar. Zirvede kahvaltı (çay/kahve, sandviçe benzer birşey) dahil sistem adambaşı 30$, kahvaltı istemezseniz de 25$'a mal oluyor. Kahvaltıya boşa para vermeyin bence, zaten anlamsız birşey dağıtıyorlar. Tırmanış 2 aşamadan oluşuyor, önce 1 km kadar çakıllı patika yollarda yürüyorsunuz, bu bölüm daha düz bir alanda geçiyor. Sonrasında ise asıl olay başlıyor, kayalıklar arasından, kimi zaman zorlu bir yükselişe geçiyorsunuz ve yolun kalan yaklaşık 1 km sini de tırmanıyorsunuz. Bu kısım kolay değil ve kendinize güvenmiyorsanız bu tırmanışı hiç denemeyin, eziyet olur diyorum. Tüm tırmanış boyunca fenerlerle çıkıyorsunuz, malum o saatte gece karanlığında zorlu, çakıllı yollarda yürümek kolay değil. Ek olarak hava oldukça serin olabiliyor ve yanınızda montunuz olsun, yedek tshirt bulundurmanızda da fayda var. Ayakkabılarınızın sağlam olmasına dikkat edin, bir de şort gibi kısa giysileri tercih etmeyin. Tırmanış süresince zorlandığınız anda mutlaka durup dinlenin, aksi halde nefesiniz kesilecektir ve tehlikeli sonuçlar doğabilir. Yanınızda ufak bir sırt çantası taşıyın ve bol miktarda su, meyve suyu gibi sıvı stoğunuz olsun. Hem yolda, hem de zirvede işinize yarayacak. Yiyecek birşeyler de alırsanız, kahvaltıyı da kolayca halledersiniz. Yaklaşık 2 saatlik bir tırmanıştan sonra zirveye varacaksınız ve güneşin doğuşunu beklemeye başlayacaksınız. 1700 metre yüksekte, Bali'nin eşsiz manzarası karşısında, bulutların arasından güneşin doğuşunu izlemek tüm yorgunluğunuzu alacaktır. Kahvaltının ardından rehberinizle civarı keşfetmeye çıkabilirsiniz. Kintamani aslında aktif bir volkan ama şu an bir aktivite beklenmiyor. Yine de buharın ve nemin buram buram çıktığı noktalar var. Rehberinizle aranızı iyi tutmaya bakın, keyfi yerindeyse tüm bu noktaları size gezdirecektir. Maymunlar görürseniz dikkatli olun, tehlikeli olabilir ve elinizde yiyecek varsa almak isteyebilirler. Gezinin ardından dönüşe geçeceksiniz.. Dönüş kısa sürer zannetmeyin, en az tırmanış kadar uzun sürüyor ve tırmanışı yaptığınız yoldan farklı bir rotayla dönüyorsunuz. İniş olduğu için fazla zorlamıyor ama epey uzun bir yürüyüş yapmak zorunda kalacaksınız.
Mount Batur tırmanışı yapacaksanız aynı gün planınız mutlaka Besakih Temple'ı da ekleyin. Çünkü ikisi de iç tarafta kalıyor ve birbirine nispeten yakın, ayrı zamanlarda gezmek daha çok vaktinizi alacağından birlikte bir tur düşünmeniz daha faydalı olur. Öte yandan ikisi de zaman alan ve yorucu geziler olacağı için kendinizi buna hazırlamanız ve önceki gün erken yatıp dinlenmiş olmanız iyi olur. Tabi zorlu günün sonunda bir masaj da yorgunluğunuzu almak adına iyi bir alternatif diyebilirim.

Ubud, adanın daha az turistik ama daha doğal kalmış bölgesidir. Ubud merkezde gezip dolaşabileceğiniz çok sayıda dükkan var ama havanın kararmasıyla hepsi birer birer kapanmaya başlıyor. 9-10 olduğunda açık restoran ve kafeler dışında bir yer kalmıyor. Fakat yeni yeni açılmaya başlayan bazı barlar ve eğlence mekanları da yok değil. Canlı müzik yapan güzel gruplara da denk gelirseniz, çok keyifli bir gece geçirmeniz mümkün. Etrafta pek birşey bulamadığınız durumda içkinizi, yiyeceklerinizi alıp odanızda pirinç tarlalarına karşı huzurun keyfi de doyumsuz oluyor doğrusu. Civarda birçok market var, oradan yiyecek tedarik edebilirsiniz. Değişik gördüğünüz tropik meyveleri de mutlaka alışveriş listenize ekleyin ve denemeden geçmeyin.

TAVSİYELER

HAVA
Aralık-Mart; Yağmurlu ve nemli sezondur. Sıcaklık 25-30 derecelerdedir.
Nisan-Mayıs; En iyi zamanlardandır, genelde hava açık ve sıcaktır.
Haziran-Eylül; Kuru sezondur. Sıcaklık 25-32 derece arasındadır.
Ekim-Kasım; Genelde açık ve nemli hava hakimdir. Sıcaklık 25-33 derecelerdedir.
ULAŞIM
Toplu taşıma alternatifiniz olmayacağını bilin. Şoför tutabilir ya da taksi ile ulaşım sağlayabilirsiniz.
YEME-İÇME
Uzakdoğu yemeklerini denemenizi öneririm. Ama tabi kaliteli ve düzgün restoranlarda deneyin, yoksa sıkıntı yaşayabilirsiniz. Arak rakısı da oranın meşhur pirinç içeceğidir, deneyebilirsiniz.
KONAKLAMA
Avrupa'ya oranla çok daha ucuz alternatifler bulabilirsiniz. Rahatınızdan taviz vermeyin ve imkanınız el verdiği iyi yerlerde kalıp keyfini yaşayın derim.