Miami

ÇILGIN EĞLENCELER, PARKLAR, PLAJLAR, LÜKS ve BİRAZ DA KÜBA ESİNTİSİ

Welcome To Miami !!
Şehirde birçok yerde ve hatta daha gitmeden bile sıklıkla duyacağınız bu sloganı yazmadan olmazdı tabi.. Merakınız gece hayatı, partiler, pahalı ve lüks arabalara ise "South Beach" bölgesi tam da size göre. Biraz Küba esintisi almak, o meşhur purolardan denemek istiyorsanız "Calle Ocho"ya uğramalısınız. Lüks, keyif ve plaj üzerine bir tatil hedefliyorsanız, bu sefer de "Miami Beach" ve "Coral Gables"a yönelebilirsiniz. Tüm bunlar yanında tabi alışveriş severler de olacaktır, şöyle ma-aile keyifli gezelim, yiyelim-içelim ve dükkanları dolaşalım dediğiniz anda "Coconut Grove" ve civarındaki dükkanlar sizi bekliyor olacak.
Üstelik yapabilecekleriniz bunlarla da sınırlı değil. Miami'de keyifli cruise ve bot turu alternatifleriniz olacak, ayrıca civardaki ulusal parklarda da kuş gözlemciliği, timsah şovları ve yürüyüş rotalarını deneyebilirsiniz.
Miami havaalanı oldukça büyük ve genelde kalabalık, bu sebeple uzun yürüyüşleri ve pasaport sıralarını göze almanızda fayda var. Uzun bir tatil planlıyor ve farklı yerler deneyimlemek istiyorsanız, araba kiralamak durumundasınız. Fakat araç kiralamanın en büyük sıkıntısı otoparklarla alakalı. Yanlış anlaşılmasın, şehirde otopark probleminiz olmuyor, sayısız otopark seçeneğiniz olacak ama sorun otoparkların pahalılığıyla ilişkili. Özellikle South Beach taraflarında kalacaksanız, otopark maliyetleri oldukça yüksek.
Hem zamandan, hem de maliyetten tasarruf için size önerim, telefonunuza otopark uygulamasını yüklemeniz olacak. Ben "Best Parking" isimli bir iOS uygulaması kullandım, App. Store'dan rahatlıklı yükleyebilirsiniz, ücretsiz bir uygulama. O anki konumunuza ya da gitmek istediğiniz lokasyona göre yer uygunluk durumunu ve en uygun fiyatlı otoparkları size gösteriyor. Kimi otoparklara gerekirse rezervasyon bile yapabiliyorsunuz. Tavsiye ederim, çok faydalı. Bu arada sakın ola ki, ücretsiz park edeyim diye uyanıklık yapmaya kalkmayın. Özellikle Miami Beach bölgesinde ücretsiz park diye bir şey yok. Arabanızı anında çekip götürüyorlar, çekici ücretleriniyse hayal bile edemezsiniz. Üç kuruş tasarruf edeyim derken bir anda $240 kaptırıp ne olduğunuz şaşırmanız emin olun çok kolay. Benden size uyarı 🙂
Eğlence amaçlı bir tatile geldiyseniz konaklama konusunda benim önerim Miami Beach bölgesi ve özellikle South Beach, ama tabi maliyet olarak burası en pahalı alternatiflerden. Collins Ave ana caddesinin arka paralelindeki ve ara sokaklarındaki butik otel tarzı yerlere bakabilirsiniz. Kahvaltı dahil seçenekler de var. Oralarda konakladığınızda meşhur Ocean Dr üzerinde yürüyüş yapıp, eğlenceli mekanların tadını çıkarmanız daha kolay olacaktır.

Lincoln Road & South Beach

Özellikle alışveriş ve yeme/içme meraklılarının mutlaka uğraması gereken yerlerin başında Lincoln Road geliyor. Burası, mantık olarak bizim İstanbul İstiklal Caddesine benzer bir yer aslında. Yani trafiğe kapalı, sadece yayalara açık bir bulvar. Oldukça geniş, temiz ve düzenli. Caddede dolaşırken yoga dersleri, açık pazarlar, fuar alanları gibi anlık aktivitelere denk gelebiliyorsunuz. Caddede sayısız kafe ve restoran yanında alışveriş için dükkanlar da var. Özellikle uğramanızı tavsiye edeceklerim; CVS, Marshalls, Macy's ve Apple Store. Bu caddenin bir alt ve bir üst paralelini ve civar sokakları da gezebilirsiniz.
South Beach de en az bir gün mutlaka zaman geçirmeniz gereken bir sahil. Miami'ye gelip de denize girmedim, South Beach'de güneşlenmedim demek olmaz. Plaja Lummus Park içerisinden girerseniz daha keyifli olacaktır. Palmiye ağaçlarıyla düzenlenmiş yürüyüş ve koşu parkurlarının da olduğu geniş bir park alanı, hemen arkasında da uçsuz bucaksız South Beach sahili var. Plaj oldukça güzel düzenlenmiş, bembeyaz kumlar, ister şezlonglu, ister şezlongsuz kullanabileceğiniz alanları var. Yani dilerseniz havlunuzu alıp kumlara yayılabilir, dilerseniz de şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz. O bölgede konaklanacak otellerin çoğu size plaj havlusu sağlıyor.
Plajın önündeki cadde Ocean Drive, yani Miami ile ilgili göreceğiniz tüm kartpostallara, ekran görüntülerine konu olmuş o cadde. Yine bahsetmezsem olmaz, bu cadde üzerinde "Art Deco" mimarisiyle yapılmış binalar, şehrin ikonik görüntüsüne konu olmuş yapıları oluşturuyor.

Wynwood

Wynwood'dan özellikle bahsetmek istiyorum. Miami'ye gitmişseniz ve aracınız da varsa, Miami Beach'e komşu bu bölgeye mutlaka uğramalısınız. Sürekli gelişmekte olan bölge, birkaç yıldır Güney Florida'nın sanat merkezi olarak anılmaya başladı. Duvar resimleri, sokak sanatı, grafitiler, ilginç bar ve partileriyle kesinlikle ilginizi çekebilecek bir yer. Ayrıca, 70'den fazla galeri ve müzeyle beraber çok sayıda bar/restoran ve sanatçı/tasarımcı atölyeleri barındırıyor.

Wynwood Walls, ünlü sanatçıların duvar resimleri ve heykellerinden oluşan bir yürüyüş yolu. Bölgenin tam anlamıyla açık hava sanat sergisi de diyebilirim. Sağlı sollu duvarlara yapılmış resimleri ve heykelleri izleyerek keyifle fotoğraflar çektirebilirsiniz. Etraftaki sokakları gezerken, adım başı bir parti ya da etkinliğe rastlamanız çok olası. Güvenle dalıp ortamı keşfedebilirsiniz, zaten çoğunun girişinde detaylı aramalar oluyor.

Gezi kısmını bitirdiğinizde denemeniz için yöresel fıçı biralarıyla ünlü üreticilerin çeşitlerini sergilediği birkaç yer tavsiye edeceğim; Concrete Beach Brewery ve J. Wakefield Brewing benim de deneyip beğendiğim mekanlar. İçeride sayısız bira çeşidi bulabileceksiniz. Yine civarda çok güzel restoranlar da var ama epey kalabalık oluyor ve yer bulmakta zorlanabilirsiniz. El Patio, özellikle deneyebileceğiniz bir yer, kapısında hep sıra oluyor, bekleyip denemek isterseniz önerebilirim.

Calle Ocho & Little Havana

Şimdi de sizlere Miami'nin Küba bölgesi olarak bilinen "Little Havana"yı tanıtayım istedim.
Küba'da Fidel Castro döneminin başlamasıyla beraber, çok sayıda Kübalı başka yerlere göç etmiş, bunların başında da Miami geliyor. Göçmenler özellikle Calle Ocho (SW 8th St) caddesinin etrafındaki bölgede yerleşimler kurmaya başlamış. Bu nedenle, bugün Küba denince akla gelen domino oyunu, puro dükkanları, Latin müziği ve Akdeniz tarzdaki evler ve verandalarındaki sallanan sandalyelerden esintileri işte tam da bu bölgede gözlemleyebilirsiniz. Özellikle 13 ve 17. caddeler arasındaki bölgede keyifli kısa bir Küba gezisi yapmanız mümkün.
Calle Ocho üzerinden meşhur bir meyveci var; "Los Pinarenos Fruteria". İçeriyi gezebilir, taze kesilmiş tropik meyvelerden satın alabilirsiniz. Meyvecinin az ilerisinde tavsiye edebileceğim bir Küba restoranı var "Esquina De La Fama". Menü olarak ya da a la carte seçenekler var ama özellikle menü fiyatları çok uygun. Porsiyonları çok büyük o yüzden aman dikkatli sipariş verin. Restoranda canlı müzik de yapıyorlar ama özellikle denemeniz gereken bir içecekleri var; mojito. Sizler için bir fotoğrafını da koydum, inanılmaz başarılı.
Yol üzerinden devam ettiğinizde Hollywood'dakine benzer dekore edilmiş Calle Ocho kaldırım taşlarına mutlaka denk gelirsiniz, kısa bir fotoğraf molası için iyi bir seçenek olabilir.
Zaten hemen sonrasında yaşlı amca ve teyzelerin domino oynayıp, içki içip, canlı Küba müziğiyle dansettiği Maximo Gomez parkına ulaşacaksınız. Çok sıcakkanlılar, kendiniz bir anda koyu bir sohbetin ya da Latin danslarının ortasında bulabilirsiniz.
Biraz da sanat ve tarih görelim derseniz, gitmeniz gereken yer;  Cubaocho Museum & Performing Arts Center. Küba'ya dair hemen her şeyi bulup görebileceğiniz bir yer.
Little Havana'da en ilginç dükkanlardan biri de "Cuba Tobacco Cigar Company"e ait. Etrafta çok sayıda puro ve tütün dükkanı olsa da burası en eski ve bilineni olarak ün yapmış. Bello ailesine ait ve tam 5 kuşaktır devam ettirilen bir puro kültürüne sahipler. İçeri girdiğinizde  dükkanın sahibi Don Pedro Bello'yu büyük olasılıkla geniş deri koltuğuna oturmuş puro içerken bulacaksınız, aynen benim bulduğum gibi 🙂 Puronun nasıl sarıldığını, nasıl üretildiğini, çeşitlerini ve daha pek çok şeyi öğrenebilirsiniz. Ama tabi içebiliyorsanız, almadan geçmeyin.
Biraz daha fikrim olsun derseniz, Youtube'daki kısa videoma bakabilirsiniz; https://youtu.be/RuP47GXSTDA
Akşam saatlerinde hala ordaysanız, gece için size güzel bir önerim olacak. Farklı grupların değişik müzik türlerinde canlı performanslar sergilediği "Ball&Chain" isimli mekan, bu bölgenin en eskilerinden biri. Yemek için de alternatifler sunuyorlar ama özellikle kokteylleri çok başarılı. Cesaret edebiliyorsanız tütün kullanılarak yapılan oldukça sert bazı kokteylleri bir deneyin derim. Ya da abartmayayım derseniz, en azından bir Mojito ya da Margharita iyi bir seçim olur. Jazz ya da Küba müziği yapan grupların canlı performansları yanında salsa, rumba gibi dans geceleri de düzenliyorlar. İnternet siteleri üzerinden etkinlik takvimlerine göz atabilirsiniz => https://ballandchainmiami.com/
Little Havana, gerçekten çok güzel vakit geçirip, hızlıca Küba'yı deneyimleyebileceğiniz harika bir alternatif olduğu için rotanızda bulundurmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Key Biscayne

Miami'nin güneyindeki bu sahil yerleşkesi aslında tam da Miami'nin tersine size gece hayatı ya da alışverişe dair fazla seçenek vadetmiyor, aksine huzur ve sükunet sunuyor. Anakaraya bir köprüyle bağlanmış bu küçük ada; parkları, piknik alanları, kumsalları, bisiklet ve yürüyüş parkurlarıyla bölge halkının haftasonu ya da tatil kaçış rotası diyebilirim.
Neler yapabileceğinizden biraz bahsedeyim..
Öncelikle hafta içi bir gün gitmeyi tercih etmenizde fayda var, bu sayede daha az kalabalık olacaktır. Key Biscayne'in hemen girişinde çiftçilikle uğraşan bir aile işletmesi olan "The Golden Hog Market" isimli markete mutlaka uğramalısınız. Aklınıza gelebilecek her türlü yiyecek ve içeceği bulabiliyorsunuz ve çalışanlar da size çok yardımcı oluyor. Markette 100'den fazla ülkenin orjinal kendi üretimi malzemelerini bile göreceksiniz. İçeride oturup birşeyler yiyebileceğiniz bir köşe de var. Oradaki sağlıklı ve organik ürünlerden güzel bir piknik sepeti hazırlayabilir ve sahilde keyifle yiyebilirsiniz.
Kahvaltı etmemişseniz ve bir donut sizin için iyi bir seçenek olacaksa, Harbor Drive üzerinde "Donut Gallery Diner" isimli 41 yıllık bir dükkanı tavsiye edebilirim. 1950'lerin havasında bir tasarımı var ve ağırlıklı olarak bölgenin yerel halkı gelip gidiyor. Donut dışında klasik Amerikan tarzı bir kahvaltı bulmanız da mümkün.
Alışverişi tamamladıktan sonra Cape Florida State Park'a doğru yola devam edin. Park oldukça geniş, içerisinde yürüyüş rotaları, plajlar, deniz feneri ve liman var. O nedenle ne yapmak istediğinizi belirleyip ona göre hareket etmeniz faydalı olur. Ben gittiğimde hava çok sıcaktı, o nedenle sahilde zaman geçirmeyi tercih ettim. Deniz fenerinin olduğu uca kadar ilerlerseniz, hemen yol kenarından sahile geçiş için patikalar göreceksiniz. Arabanızı park alanlarına bırakıp sahile kısa bir mesafe yürümeniz gerekiyor.
Söylemem gerekir ki plaj oldukça güzel, deniz temiz ve su da sıcak.. Şezlong ve şemsiye de kiralayabiliyorsunuz. Piknik sepetinizde getirdiklerinizi rahatlıkla yiyebilirsiniz. Yalnız alkol yasak, hatta ara ara ATV'ye binmiş sahil güvenlik polisleri denetim yapıyor. Deniz fenerinin olduğu yerde bir kafe de var, ihtiyaçlarınızı oradan da karşılayabilirsiniz.

 

Bu arada, Key Biscayne'e giderken Crandon Park içerisinden geçiyorsunuz. Burası da özellikle tenis ve golf turnuvalarına ev sahipliği yapan oldukça geniş bir ulusal park. Yürüyüş rotaları ve sahile de kıyısı var.. Fakat benim gittiğim dönemde Irma Kasırgası sebebiyle sahilde oluşan yosunlar kirlilik ve koku verdiğinden pek tercih edilesi durumda değildi. O nedenle oraya gitmedim, sizin seyahatiniz öncesi isterseniz durumunu araştırıp rotanıza dahil edebilirsiniz.

Everglades National Park

Size şimdi de gerçekten harika ve doğal bir koruma alanından bahsetmek istiyorum.

Miami'ye oldukça yakın konumda, ister araçla, isterseniz de düzenlenen farklı turlara katılarak rahatlıkla ulaşabileceğiniz Everglades, türü koruma altında olan çok sayıda canlıyı gözlemleyebileceğiniz ve farklı aktiviteler yapabileceğiz bir ulusal park. İçinde kamp alanları da mevcut. Parkın 3 farklı girişi var ve yapacağınız aktiviteye uygun olan girişi kullanmanız gerekiyor, çünkü bu girişlerin parkın içerisinde bir kesişimi yok. Ya da farklı bir deyişle bir girişten girip, diğerinden çıkayım gibi bir durum mümkün değil. Parkın girişleri sürekli açık ama araçla giriyorsanız $25 giriş ücreti alınıyor.
Park içerisindeki farklı bölgelerde kuş gözlemciliği, bisiklet, bot, kamp, kano, yürüyüş, yabani hayatı izleme gibi etkinlikler yapılabiliyor. Yaklaşık 4000 kilometrekarelik ve içerisinde tamamen doğal hayatı barındıran bir bölgeden bahsettiğimiz için, size önerim turlara katılarak gezmeniz. Turlar gayet organize ve güvenli. Şehir merkezinde belirli buluşma noktalarından sizi alıp, içeride güvenli bir şekilde gezdirip, sonrasında da aldıkları noktaya bırakıyorlar. Hem ulaşım, hem bilgi alma, hem de güvenlik açısından bence en güzel yol bir tura katılmak olacaktır.
Ben de alligator gözlemciliği turuna katıldım, çok ilginç ve eğlenceliydi. Tur sizi doğrudan parka götürüyor, detaylı bilgiler veriyor ve airboat ismi verilen suda giden hızlı, motorlu taşıtlara binerek nehirde doğal ortamında alligator gözlemciliği yapıyorsunuz. Aşağıda detaylı fotoğraflar var ama isterseniz Youtube'da da bir videomu bulabilirsiniz; https://youtu.be/1V8wuY06zKE

Alligator dedikleri canlı aslında bildiğimiz timsahın tam karşılığı değil. Alligator, daha geniş ve U şeklinde burun yapısına sahip ve timsahların çok sayıda değişik türü olmasına karşın, bu canlıların bir Amerikan, diğeri de Çin olmak üzere sadece 2 farklı türü var. Alligator, timsaha oranla daha küçük ve daha az tehlike de diyebiliriz.

TAVSİYELER

Miami'de gezdiğim bölgeleri ve yapabileceklerinizi olabildiğince anlatmaya çalıştım ama özellikle gece hayatını ve eğlenmeyi sevenlere birkaç dip not daha verebilirim.
Pahalı ve lüks çok sayıda gece klübü var aslında ama özellikle Fontainebleau otelde yer alan LIV, maddi durumunuz elverişliyse deneyebileceğiniz bir mekan. Mekanın etkinlik takvimine göz atabilir, giriş biletlerinizi alıp partiye dahil olabilirsiniz => https://www.livnightclub.com/
Daha makul alternatifler düşünüyorsanız size süper kokteyller sunan Sweet Liberty isimli tipik Amerikan tarzı bir barı önerebilirim. Yiyecek için alternatifleri de var ama kokteyllerini mutlaka denemelisiniz. Lincoln Road'un biraz daha yukarısında 20. caddedeki mekan özellikle akşam saatlerinde işten çıkan beyaz yakalı insanlara da ev sahipliği yapıyor. Bence bir deneyin 😉

Bahsetmeden olmaz, Miami'ye yaklaşık 1 saat mesafede Sawgrass isimli bölgede harika bir outlet var. Amerika'da gidebileceğiniz en büyük outlet => https://www.simon.com/mall/sawgrass-mills

İçeride 350 tane dükkan var ve bazen inanılmaz indirimlere denk gelebiliyorsunuz. Mutlaka gitmenizi öneriyorum. Alışveriş merkezinin cep telefonu için de bir uygulaması var, detayları yukarıda verdiğim linkte bulabilirsiniz. Gitmeden onu yüklerseniz işiniz kolaylaşır, çünkü gerçekten çok büyük bir AVM ve her dükkana girmeye kalkarsanız 1 güne mümkün değil sığdıramazsınız. Gittiğinizde danışmadan da harita alabilirsiniz ama çarşaf gibi uzun, ve kullanımı zor oluyor.

HAVA
Ekim; en yağmurlu aydır.
Ocak; en soğuk aydır. Sıcaklık 20 derece civarındadır.
Temmuz; En sıcak aydır. Sıcaklık 28 derece civarındadır.
Ağustos; Denize girmek için en elverişli zamandır.
ULAŞIM
Miami'de merkezde ya da South Beach civarında vakit geçirmek istiyorsanız, taksi kullanabilirsiniz. Ama civar bölgeleri de gezip göreyim diyorsanız araç kiralamanız gerekiyor. Otoparklar konusundaki notlarımı mutlaka göz önünde bulundurun.
YEME-İÇME
Tipik Amerikan mutfağı dışında Latin Amerika yemeklerini ve hatta İtalyan mutfağından alternatifleri de bulmanız mümkün. Uzakdoğu yemekleri ve sushi satan dükkanlar da var. Yani yemek sıkıntınız olmayacaktır.
KONAKLAMA
Gelmişken South Beach yakınındaki uygun fiyatlı butik otellerdeki alternatifleri denemenizi öneriyorum. Ocean Dr'dan uzaklaştıkça fiyatlar da düşecektir. İç taraflardaki otelleri seçip yürümek de bir alternatif olabilir.