Phuket

ASYA'NIN TATİL CENNETİ

Ada aslında çok güzel olmasına rağmen, halkı bu durumu iyi değerlendirememiş. Plansız yerleşim ve planlama cennet olabilecek bir adayı sıradanlaştırsa da mükemmel derecede güzel koyları, uğrak noktalardan biri olmasının önüne geçemiyor. Halk oldukça fakir ve genelde çok da iyi sayılamayacak koşullarda yaşıyorlar. Kent merkezinde zaman geçirdiğinizde bu durumu daha net görebiliyorsunuz.

Phuket, çok da büyük sayılmaz ama engebeli arazisi ve yer yer daralan yolları sebebiyle ulaşım zaman alıyor. Tuk tuk denen minibüsvari araçlar, taksiler ya da özel şoförlerle ulaşım sağlanıyor. Ana merkezler arasında tuk tuk ve taksi servisi bulabilirsiniz ama adanın farklı koy ve bölgelerini keşfetme planınız da varsa doğrudan bir şoförle çalışmanızda fayda var. Seyahatiniz öncesinde internet üzerinden anlaşma sağlayıp planlı giderseniz daha da ucuza maledersiniz.

En merkezi lokasyonlar Patong, Karon, Kamala ve Rawai sahilleridir. Bunlar arasında Patong, hareketli gece hayatı ile bilinir. Karon ve Kamala nispeten daha sakin sayılabilir ama bu kısımlarda da birçok turistik yeme-içme, eğlence ve alışveriş ortamı bulabilirsiniz. Rawai, adanın güney ucunda yer alır ve daha çok kaçış noktası niteliğindedir.. Oldukça sakin ve doğal güzellikte plajlara sahiptir.

Kenti Tanıyalım

Havaalanı adanın en kuzey tarafında yer alıyor. Bu bölge Nai Yang plajı yakınlarındadır. Sakin, sessiz bir bölgedir.. Hemen altında Bang Tao kısmı var ve bu bölgede de birçok lüks tesis var, fakat daha çok ailelerin tercih ettiği, daha sakin kısımdır. Restoran ve barların sayısı çok daha azdır ve bu bölgeye gelecekseniz daha çok konakladığınız tesiste zaman geçireceksiniz demektir. Kalabalıktan uzak, daha el değmemiş ve sakin bir tatil istiyorsanız bu taraf tam size göre olacaktır.

Biraz daha aşağı doğru inildiğinde lüks ve ünlülerin de tercih ettiği tesisleriyle Surin Plajı bulunur. Lüks tesisler olsa da bu bölge çok kalabalık sayılmaz ve daha çok bir sahil kasabasını andırır. Plaj oldukça güzeldir, tesis ve aktivite anlamında da Bang Tao bölgesinden daha çok alternatif bulabilirsiniz.

Surin plajından sonra, adanın tam Batı noktasında Kamala Plajını göreceksiniz. Kristal netliğinde bir deniz ve beyaz kumlarıyla harika sahillere sahiptir. Mevsim uygunsa şnorkel yapmak için ideal noktadır. Bar ve restoran anlamında gelişmiş sayılabilir, kimi plajlarda şezlong kiralamanız mümkündür.

Patong, adanın can damarı diyebilirim. Sınırsız aktivite ve mekan alternatifi sunar, genel anlamda maliyetler daha yüksektir. Bu nedenle de bu bölgedeki tesisler fiyat/kalite kıyaslaması anlamında diğer bölgelerin daha altındadır. Çok sayıda bar, restoran ve gece kulübünü barındırır, hayat sabaha kadar devam eder. Her çeşitte ve her talebinizi karşılayacak insana rastlamanız çok kolaydır. Gece dışarı çıktığınızda satıcılara, hırsızlara ve size birçok değişik öneriyle gelebilecek kişilere karşı çok dikkatli olmalısınız. Güvenlik seviyesi çok düşük o nedenle dikkati ve kontrolü hiçbir zaman elden bırakmayın. Kalabalık mekanlarda olay çıkması çok sıradan bir hal almış, o nedenle bu tür yerleri çok da tercih etmeseniz daha iyi olur. Plaj, burada da oldukça güzel.. Uzun ve beyaz kumlarla örtülü bir alana fakat çok kalabalık oluyor. Hem turist, hem de satıcılar çok fazla.

Karon Plajı, el yapımı dükkanlar, alışveriş merkezleri, bar ve restoranlarıyla Patong'dan sonraki gelişmiş bölgelerden biridir. Plajı uzundur ve ince kumdan oluşur, ayrıca su sporları için de idealdir. Daha çok ailelere hitap eder, Patong kadar hareketli ve tehlikeli değildir ama rahatça yemek yiyip, keyifli gece geçirebileceğiniz çeşitlilikte mekanlar sunar.

Alt kısma inildikçe önce Kata Plajı'na geleceksiniz. Karon'a çok yakın ve sadece birkaç dakika uzaklıktadır. Yine temiz deniz ve beyaz kumlar için iyi bir seçim olacaktır. Palmiyeli plajlar, kaliteli restoranlar, canlı ve eğlenceli barlarıyla ön plana çıkar. Yine Patong'dan sonraki en hareketli bölgelerdendir. Denizin dalga aldığı dönemlerde sörfçüler için de ideal olanaklar sunar.

Adanın güney ucunda Nai Harn ve Rawai Plajlarının olduğu bölüm yer alır. Havaalanına uzaklık 1-1,5 saat olduğundan turistler tarafından çok da tercih edilmeyen bir bölgedir. Çok güzel bir denize sahip olsa da az sayıda kaliteli tesisi vardır. Şnorkel ve dalış için uygundur. Bu bölge alışveriş anlamında da ideal mekanlar arasında yer almaz. Özünde daha az gelişmiş ve lokal hayatı daha net gözlemleyebileceğiniz izole bir bölgedir.

BEN NELER YAPTIM

Gelelim benim seyahatime..

Aslında Phuket'e 2 kez gittim.. İlki bir iş seyhatinin arasına sıkıştırılmış sadece 1,5 günlük kısacık bir kaçamaktı diyebilirim.. Önce bu geziden başlayalım;

Singapur'a iş için gitmiştim ve dönüşü 2 gün geciktirerek arada Phuket'e gidip geldim. Merak ettiğim için en azından görme fırsatım olur ve ilerde vaktim olursa daha uzun zaman ayırıp planlarıma alıp almamaya karar veririm demiştim. Rawai bölgesinde keyifli bir otelde konforlu bir oda ayarladım. İlk gün zaten akşama doğru inmiştim. Akşam için de otelden bir program ayarlarım diye düşünmüştüm. Öncesinde yaptığım araştırmalara dayanarak "Phuket Fantasea" adlı gösteriye bilet ayarladım. Otelden alma, dönüş, gösteri ve yemeğin de dahil olduğu bir programdı ve otele gece 11.30'da döndüm. Şov hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Bence gidip görebileceğiniz, keyifli bir şov. Biletleri otelinizden, sahillerdeki satış noktalarından ya da internetten(daha ucuz oluyor) alabiliyorsunuz. Değişik paketler var; kiminde otel transfer, yemek dahil, kiminde bunlar yok, kimi biletler 'golden seat' dedikleri ön koltukları ifade ediyor, vs.. bunlardan uygun olanı seçip bilet alabilirsiniz. Kamala Beach yakınlarında büyük bir panayır alanı kurmuşlar. İçerisinde hediyelik eşya dükkanları, sokak sanatçıları, gösteriler, değişik atıştırmalıklar ve oyun/eğlence makinalarının olduğu büyük bir alana giriş yapıyorsunuz. Oyunlar çok eğlenceli ve kazandığınızda peluş oyuncaklardan veriyorlar, jetonlar çok da pahalı olmadığından birkaç oyun için şansınızı deneyin derim. Ben kocaman bir kurbağa peluşu kazanmıştım, hala evde duruyor:) İçerideki ihtişam, aşırı abartılı mimari ve kıyafetler hemen dikkatinizi çekecektir. Aslında bunu Tayland'da heryerde görmeniz mümkün. Bazı binalar o derece şaşalı yapılmış ki gözünüzü alıyor. Yemek için bol çeşitli bir restoran var, harika diyemem ama zaten Phuket'te çok başarılı restoranlar bulmak da kolay olmayacağından idare edebileceğiniz bir yemek olacaktır. 5000 kişinin aynı anda yemek yiyebileceği genişlikte ve bilet numaranızda oturacağınız masa yazılı. Bu nedenle yer sıkıntısı olmuyor ve dilediğiniz saatte gidip yemeğinizi size ayrılmış masada alabiliyorsunuz. Makarnadan balığa, tavuğa, ete ve bölgeye has yemeklere kadar oldukça fazla çeşit var ve mutlaka yiyebilecek birşeyler bulursunuz. İçecekler ekstra olarak veriliyor. Yemeğe katılacaksanız, zamanınızı ona göre ayarlayın ve şovdan önce bu kısmı bitirmiş olun. 18.30-19.00 gibi restoran açılmış oluyor. Yerler numaralı, o yüzden acele etmenize gerek yok. Gösteri, kocaman bir tiyatroda yapılıyor ve 20.30 gibi kapıları açıyorlar, şov da 21.00'de başlıyor. Dansçılar, akrobatlar ve sayısız çeşitte hayvanın katıldığı sirke benzer bir şov sunuyorlar. 1,5 saat kadar sürüyor. (İnternetten bilet almak için www.hotels2thailand.com adresini kullanabilirsiniz, biletin çıktısını yanınıza almayı unutmayın, şov girişinde bu çıktı ile asıl biletinizi alacaksınız.)

Dolu geçen bir gecenin ardından ikinci günümü de önce sahilde, sonra da şehir merkezinde geçirdim. Ben otele yakın olan Nai Harn plajına gitmiştim ama adanın hemen her koyu çok güzel. Özellikle tropik bitki örtüsü ve bembeyaz kumlar eşsiz güzellikte. Öğleden sonraya kadar sahilde zaman geçirdim, sonra da sahilden ayarladığım bir şoförle şehir merkezine gittim. Şoförle beni belirli bir saatte alması ve otele götürmesi konusunda anlaştım. Şehir merkezinde eski binalar, şatafatlı heykeller dışında birşey bulamayacağınızı söylemeliyim. Bence zaman harcamanıza değmez. Üstelik sokaklar arasında dolaştıkça dükkanlardaki koku ve manzaralar iyice kötü hissetmenize yol açacaktır. İyi fiyatlara kumaşlar ve el yapımı süs eşyaları bulmanız mümkün. Adadan alabileceğiniz bir diğer önemli parça da inci. Her çeşit ve kalitede inci bulabilirsiniz ve fiyatları da oldukça makul. 'Pearl Factory' olarak bilinen birkaç merkez var, onları tercih etmenizi ve mutlaka sertifikalı ürün almanızı öneririm.

Phuket'e ikinci gidişim 2012 Ağustos ayına denk geldi. Bu seyahat aslında 9 günlük Uzakdoğu tatilimin bir parçasıydı. Adanın ekvatora olan yakınlığından da tahmin edersiniz her yıl Muson dönemleri yaşanıyor. Kasım'dan Mart'a kadarki dönem açık havanın görüldüğü, en çok tercih edilen ve fiyatların da tavan yapmış olduğu ayları içeriyor. Nisan ayından Mayıs ortasına kadarki dönemde sürekli yağış, fırtına ve yüksek sıcaklık hüküm sürüyor, fakat Haziran-Ağustos arası dönem daha serin ve erken saatlerde kısa süreli yağışlarla geçen ara dönem olarak biliniyor. Benim gezim de farklı birkaç ülkeyi içeriyordu ve hepsinin hava şartlarının uygunluğunu olabildiğince denk getirmeye çalışmıştım.

Uzakdoğu'daki ara uçuşlar için genelde kullandığım Air Asia'nın bir uçuşuyla akşamüstü Phuket'e geldim. Havaalanından çıkar çıkmaz inanılmaz bir yağmurla karşılaştık, hepimiz yoğun sağnaklara denk gelmişizdir ama emin olun bu bölgelerdeki yağış daha önce hiçbir yerde rastlayamayacağınız türden. Hal böyle olunca, bir de ilk gününüze denk gelince gelir gelmez neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Neyse ki ulaşım konusunu önceden halletmiştim. Daha önceki seyahatimden tecrübe ettiğim üzere gelmeden önce birkaç şoförle yazışmış ve pazarlık yapmıştım. Sonunda birini ayarladım. Alanın çıkışında isim kartımla beni beklediğini gördüm. Memnun kaldığım bir servisti, o yüzden kontak bilgilerini sizlerle de paylaşmak istiyorum. Gün bazında bir plan çıkarmış ve her gün için gidilecek noktalara göre belirli fiyatlar üzerinden anlaşmıştım.

Mr. Au Phuket Bunchoo
HP:+668 1747 8750
au_phuket@hotmail.com

8-9 saatlik tam gün program için 1500 THB (~$50) ücretin oldukça makul olduğunu söyleyebilirim. Orta mesafeli transferler için genelde 600 THB ($19) alıyorlar. Sürücüler gittiğiniz yerlerde sizi bekliyor, bu konuda endişeniz olmasın, rahat rahat gezip keyfini çıkarabilirsiniz.

Konaklama için Patong'da bir oteli tercih etmiştim. Bu bölge en kalabalık ve hareketli kısım olduğundan konaklama fiyatları da diğer sahillere oranla daha yüksek. Yine de erken rezervasyon yapar ya da avantajlı otellerin fırsatlarını takip ederseniz uygun bir seçenek bulabiliyorsunuz. Uçaktan inip otele gelene kadar akşam olmuştu, odaya yerleşip hemen dışarı çıktık. Doğrusunu söylemek gerekirse hayat burada 24 saat durmuyor, mevsime ve havaya bakmaksızın sürekli hareketlilik ve kalabalık var. Sokak satıcıları ve yolunuzu kesip sizi farklı parti ve eğlence ortamlarına davet eden çeşitli kişilerle karşılaşabilirsiniz. Bu yerlerin birçoğu tehlikeli ve her türlü satışın yapıldığı mekanlar. O nedenle dikkatli olmanızı ve her yere girmemenizi öneririm. Kalabalık ve büyük gece kulüplerinde de aynı durum var, sık sık kavgalar çıkabiliyor. Kendinizi ne olduğunu bilmediğiniz bir kavganın ortasında bulmanız hiç de zor değil. O yüzden nispeten daha derli toplu görünen mekanlarda eğlenmenizi tavsiye ederim. Saat ilerledikçe zaten seks turizmi tavan yapıyor. Yollar ve hemen her bar ya da gece kulübünde bu tür manzaraları sürekli görmeye başlıyorsunuz. Kimi kızların yaşı o derece küçük ki, orta yaş üstü erkeklerin yanında görünce şaşkınlık içerisinde kalıyorsunuz.
Biz de yemek, kısa bir yürüyüş ve biraz birşeyler içtikten sonra otelin yolunu tuttuk.

TEKNE KAZASI

Phi Phi Adaları ve civardaki başka birçok tropik adaya gidecek olan bir tura yazılmıştık ve erken kalkmamız gerekiyordu. Bu arada o seyahatte adaya indiğimizden beri yağmur hemen hiç durmamıştı, ara ara azalıp durur gibi olsa da sürekli devam etme durumu vardı. Otele gelirken şoförle kısa bir sohbetimiz oldu, ona durumu sorduğumda 1 haftadır havanın böyle olduğunu söyledi, gündüz yağmasa da öğleden sonra yağışın başladığından bahsetti. O nedenle turda sorun yaşamazsınız zaten yağmur başladığında muhtemelen siz dönmüş olacaksınız demişti.
Phi Phi Adaları turu bu bölgenin en popüler aktivitelerinden biri. Speed boat denen teknelerle sizi birçok filmin de çekildiği çok güzel tropik adalara götürüyorlarlar. Şnorkel yapıyor ve sahilin tadını çıkarıyorsunuz. Aslında normal şartlarda herkesin programa alması gereken bir aktivite ama neden normal şartlarda dediğimi birazdan anlayacaksınız 🙂
Sabah erken saatte bizi otelden alacakları için hemen kahvaltıya inmiştik. Orada bir turistle daha karşılaştık ve o saatte kalkmasından anlaşılacağı üzere onun da tura katılacağını anlamıştık. Kısa bir muhabbetten sonra haklı çıktığımızı öğrendik. Hava hala çok iç açıcı değildi ve bu konudan bahsettim. Meçhul arkadaşımız 3 gündür burada olduğunu söyledi ve birazdan açar, akşamüstüne kadar da sıkıntı çıkmaz dedi. Neyse kısa süre sonra turdan bir minibüsle geldiler ve bizden sonra birkaç otelden daha yolcu aldıktan sonra adanın kuzey ucundaki limana doğru yola çıktık. Ara ara yağan yağmur devam ediyordu fakat limana vardığımızda hafif hafif güneşin çıkmaya başladığını gördük. Bu da içimizi rahatlatmıştı. Limanda geliş sıranıza göre rastgele sizi numaralandırıp gruplara dahil ediyorlar ve sırayla teknelere yolluyorlar. Palet kiralama olanağı sunuyorlar, cüzi bir ücretle kiralayabiliyorsunuz, özellikle şnorkel yapılan bölgelerde yeraltı kestanelerle dolu ve çok işinize yarayacak, mutlaka kiralamanızı öneriyorum. Biz de bu düşünceyle birer palet kiraladık ve yola çıktık.
Başlangıçta herşey yolundaydı ama açığa çıkmaya başladıkça tekrar yağmur kendini gösterdi. İlerledikçe rüzgar da işin içine girdi ve bayağı ıslanmaya başladık. Yukarıdaki linkteki resimden daha iyi görebilirsiniz bu teknelere U düzende oturuyorsunuzi yaklaşık 35 kişi alıyor ve teknenin üst kısmı tenteli olsa da oturma yerleri ile tente arası yan kısımlarda boşluk var ve buradan kolayca yağmur alıyor. Biz de bayağı ıslanmaya başladık ve çantaları, havluları ıslanmaması için oturma yerlerinin altındaki boşluklara yerleştirdik. Hava sıcak olduğundan çok üşütmüyordu ve üzerimizdeki mayolarımız ve ince atlet/şortlarla çok da sıkıntı yaşıyorduk. Sallanarak ve ıslanarak geçen bir yolculuktan sonra ilk durağa vardık. O bölgedekiler için yağmur çok sıradan bir hale gelmiş ve önemsemeden hayatlarına normal zamandaki gibi devam ediyorlar. Bize denize girebilirsiniz dediler ama bardaktan boşanırcasına deli bir yağmur vardı. Bir süre bekledik fakat iyice ıslanmıştık ve üşümeye başladığımız için en iyisi bir de suda durmayı deneyelim dedik. Sahile inip bir kayalığın arkasına sığınmış gruptan ayrılarak denize yöneldik. Su inanılmaz sıcaktı ve bir grup insanla sığ bölgelerde suyun içerisinde zaman geçirdik. O sırada grup olarak biraz kaynaşma fırsatımız oldu. Avustralya'dan gelmiş bir aileyle tanıştık, 2 küçük kızları vardı. Aslında Türk kökenli olduklarını ama uzun süredir orada yaşadıklarını öğrendik. Havanın kötü olması yanında geldiğimiz sahil çok güzeldi, gerçekten filmlerdeki gibi tropik ağaçlar ve bembeyaz kumlarla çevrili harika bir adacıktı diyebilirim. Yarım saatin ardından yola devam ettik ve çok güzel kanyonlar gördük, sonunda da açıkta bir yere demirledik ve şnorkel yapmak üzere mola verdik, bu süre boyunca yağmur hiç dinmedi. Biz de üşümeye başladık ama alışmıştık. Yine suya girelim de orada ıslanalım diyerek denize yöneldik, dışarıdaki şiddetli yağmura rağmen şnorkel yaptık. Denizin altı güzelliklerle doluydu ve çok çeşitli bir canlılık vardı. Gerçekten görülmesi gereken güzelliklerdi diyebilirim.
Bir sonraki durağımız hepimizi çok mutlu etti çünkü sonunda karaya ayak basacak ve yemek yiyecektik. Öğle yemeği için karaya çıktık ve nihayet yağmur durdu. Üzerimizdeki ıslak ne varsa değiştirdik, karnımızı doyurduk ve biraz olsun rahatlamıştık. Tekneler tek tek açılmaya başladılar, biz de bir süre sonra yola çıktık. Açığa çıktıkça yine yağmur başladı ama bu kez bulutlar etrafı sarıyor ve her yer kararıyordu. Rüzgar da gitgide şiddetini artırdı. Tur görevlileri hala bir sonraki koydan bahsediyordu ama tüm tekne biran evvel Phuket'e gitme derdindeydik. Görevli birkaç telefon görüşmesi yaptı, anladığımız kadarıyla bizden önce çıkan teknelerle görüştü ve onlardan bilgi aldı. Sonunda bize hiçbir yerde duramayacağımızı, ilerde havanın daha da kötüleştiğini öğrendiğini ve hemen adaya döneceğimizi söyledi.
İşte sıkıntılı saatler de asıl bundan sonra başladı.. Yola çıkmamızın yarım saat sonrasında tamamen açıktaydık ve kapkaranlık bir havada, sağanak ve şiddetli rüzgar altında ilerlemeye devam etmeye çalışıyorduk. Tekne 2 yana yatmaya başlamıştı ve görüş de giderek azalıyordu. Yanımızda, arkamızda gelen tekneleri artık göremez olmuştuk. Bir ara bir tekne bize çok yaklaşmış ve kaptanlar kendi dillerinde aralarında konuşmuşlardı ama tabi geçen diyalogun ne olduğuna dair fikrimiz yoktu. İnanın şu an bunları yazarken bile geriliyorum ve o anı tekrar yaşıyorum, o nedenle aralıklarla yazıyorum. Neyse, dakikalar geçtikçe insanların endişeleri de arttı. O sırada teknenin ortasında üst üste dizili can yeleklerini ve neden daha önce kimsenin onları giymemiz için bizi uyarmadığını farkettim. Hemen uzanıp kendime ve arkadaşıma birer yelek uzattım ve giydik, diğerlerini ve özellikle yeni tanıştığımız Avustralyalı aileyi de giymeleri konusunda uyardım. Bir süre sonra yanımda oturan, daha sonra Yeni Zelanda'lı olduğunu öğrendiğim, bayan daha uzakta oturan insanlara da tek tek yelekleri uzattı. Rüzgarın artmasıyla dalgalar da yükseliyor ve tekne daha da fazla sallanıyordu. Mide bulantıları başladı ve uzanabilenler çöp bidonlarına, uzanamayanlar tekneye çıkarmaya başladı. Durum gitgide kötüleşiyordu ve o an bir umutla belki yakındayızdır diye ayağa kalkıp etrafa baktım. Ne yazık ki denizin ortasındaydık ve bir kara parçası bile görünmüyordu, o anda batacağımızı anlamıştım.. Arkadaşıma belli etmemeye çalıştım ama kısa süreli şoka girdim, kendimi toplamam gerektiğini biliyordum ve herşey saniyeler içerisinde oluyordu. O an ben de dayanamayıp çıkardım ve sonrasında kendime geldim. Birkaç dakika geçti geçmedi, ön kısımdan vuran bir dalgayla teknenin burnu su almaya başladı.. Kısa sürede sular yükseldi, teknedekileri dışarı atıp zaman kazanmaya çalışsak da mümkün olmadı. Zaten bir sonraki dalgada teknenin arka tarafındaki bir grup insanın denize düştüğünü gördük. Aceleyle paletlerimizi giydiğimizi hatırlıyorum. Uzun süre suda kalırsak ya da yüzmemiz gerekirse işimize yarayacağını düşünerek bunu yapmıştım, sonrasında iyi ki de yapmışız dedim.. Çok kısa bir süre sonra su dizimize kadar yükselmişti, hemen çıkmamız gerektiğini anladım. Tekne gerçekten batıyordu ve hemen bir yolunu bulup dışarı çıkmalıydık. Ön kısmın su almaya başlamasıyla herkes arkaya yığılmıştı ve arka kısım giderek suya gömülmeye başlıyordu. Arkaya baktığımda muhtemelen kimisi mazot yüklü, kimisi de boş birçok varilin teknenin içinde yüzmeye başladığını ve arka taraftan bize doğru geldiğini gördüm. Oradan çıkmaya kalkarsak varillerden zarar göreceğimizi ya da suyun da tekneyi aşağı çekmesiyle oluşan akıntıya kapılacağımızı düşündüm. Kısa sürede başka bir yol geldi aklıma ve tente ile oturma yerlerinin arasındaki boşluktan kendimiz sarkıtarak çıkmayı deneyebilirdik. Önce ben, sonra da arkadaşım arka arkaya bu aralıktan bir şekilde çıkmayı başardık ve sonrasında zaten arkamı döndüğümde teknenin tamamen battığını gördüm. Muhtemelen biz tekneden son çıkanlardandık. Bir anda hiçbir şeyiniz olmadan 3 metrelik dalgaların arasında öylece kaldığınızda hayatınızdaki gerçek şoku yaşıyorsunuz. Herkes ayrı yerlere savrulmuş ve suda durmaya çalışıyordu. Biz biraz akıllıca davranıp sudaki varillerden birini yakaladık ve biraz da olsa işimiz kolaylaştı. En azından su yutmadan yüzeyde durabildik. Sonra Avustralyalı aileyi gördük, çocuklarıyla suda durmaya çalışıyorlardı. Varili onlara yaklaştırdık ve küçük bir grup olarak bir arada kalmayı başardık.
Yaklaşık 15 dakika sonra bir tekne gördük, kime yardım edeceklerini bilemez durumdaydılar ama ailenin çocukları da olduğu için bizim tarafa yöneldiler. Bir ip attılar ama onu tutmak o fırtınada hiç de kolay değildi. Bir grup insan yüzüp yakaladı, bir şekilde biz de yakalamayı başardık ve tekneye çıkan son insanlardık. Sonradan farkettiğimize göre sadece 13 kişi tekneye çıkmayı başarmış ve kalanlar 2 saat daha suda yardım beklemek zorunda kalmış. Atladığım çok ayrıntı var ama artık o kadar detayı yazmaya da içim elvermedi.. Çok kötüydü..
Bizi alan tekne de uzun süre fırtınayla boğuştu ve sonrasında bizi bir adaya çıkardı. Üzerinizde mayolarınız ve sadece bir tshirtle hiçbir kimlik, kredi kartı ya da paranız olmadan, nerede olduğunuzu bilmediğiniz bir yerde öylece kalmak insanda yeni bir şok dalgası yaratıyor. 2 Yeni Zelandalı, 2 Koreli, 3 Kuveytli, 4 Avıstralyalı Türk le beraber biz de öylece kalmıştık işte. Turist polisi bizim turla irtibata geçip bize yer ayarlamaya çalıştı ama kalınabilecek pansiyonlar değildi ayarladıkları yerler. Yeni Zelandalı aile bir şekilde cüzdan ve kartlarını kurtarmayı başarabilmişti ve hepimizi(hala hatırladıkça şükrediyorum-sağolsunlar) doğru düzgün bir otelde konaklattılar. Turist polisi üzerimize birşeyler aldı ve ada sokaklarını çıplak ayakla çamurlara basarak gezmekten ve titremekten kurtulduk. Akşam da bir yemek yedirdiler. Bu şekilde birilerine muhtaç beklemek de insanı ayrıca zorlayan bir psikoloji.. Tabi bu arada tutanaklar vs tutuldu, ifadeler alındı, konsolosluklara heber verildi. Ama size kimsenin ulaşabileceği bir telefonunuz olmayınca imkanlar da sınırlı oluyor. Üstelik ada tam bir survivor adası gibiydi, bize yardım eden insanların mail adresleri bile yoktu, bu nedenle geri döndüğümüzde bir teşekkür maili bile atamadık..Kabuslar ve sıkıntılarla dolu, sürekli başımın döndüğü gecenin sabahında Phuket'e dönüş yolları aradık. Birkaç saatte bir gelen bir feribot varmış ama tüm biletleri önceden satıldığından her seferinde limana gidip geri dönüyorduk. Sıkıntı bitmek bilmedi, bu arada Ankara ve Bangkok büyükelçiliklerini aradım, aklınızda olsun öyle bir durumda siz de bu yolu deneyin. En azından yakınlarınıza ve kaldığınız otele haber ulaştırıyorlar. Sonunda akşam saatlerinde Phuket'e döndük. Arkadaşımda varillerden sızan petrolden dolayı yanıklar oluşmuştu, neyse ki kısa sürede ilaçla tedavi edebildik. Ama sonradan öğrendiğimize göre birçok yaralanan ve hastaneye kaldırılan insan olmuş, biz nispeten şanslıydık. Tabi bütün yerel basın bizden bahsediyordu. Avustralya konsolosluğundan görevliler bizi limanda karşıladı.
Tüm bu maceranın resimleri ve hikayesi de işte burada, artık anı mı, hikaye mi yoksa acı bir tecrübe mi ne denir bilmiyorum 🙂
http://phuketwan.com/tourism/phuket-speedboat-sinking-captain-told-safe-lost-tourists-16583/
http://www.stuff.co.nz/world/asia/7560483/Kiwis-rescued-from-sinking-speedboat
http://phuketwan.com/tourism/phuket-sinking-victims-stranded-phi-phi-victims-turned-away-phuket-ferries-16577/
http://phuketwan.com/tourism/almost-drowned-phuket-tourist-tells-nightmare-sinking-speedboat-16575/
http://www.thephuketnews.com/speedboat-tourists-back-in-phuket-32853.php
Cep telefonlarımız, fotoğraf makinalarımız, güneş gözlükleri, terlikler, şnorkel, havlu ve mayolar, bir miktar paramız denizin dibini boylamıştı. İşte bu nedenle sitedeki fotoğrafların hepsi ilk gezimde çektiklerimden ibaret, maalesef ki tüm diğer çekimlerim şu an Andaman Denizi'nin dibinde yosun tutmuş şekilde yatıyor 🙂
Otele döndüğümüzde elçilikten haber gitmişti ve herkes bizi bekliyordu. Doğruca odaya gittik, dinlendik, bir şeyler yedik ve tüm geceyi yatarak geçirdik.. Cüzdanlarımızı ve pasaportlarımızı otelde bıraktığımız için şanslıydık, ertesi sabah dönüş uçağında sıkıntı çıkmadı. Neyse ki benim bir telefonum da oteldeydi ve tatilin kalanında çok işimize yaradı. Size tavsiyem bu tür turlara katılmadan önce mutlaka sigorta yaptırın ve yanınıza su geçirmeyen küçük çantalar alın ve üzerinizden ayırmayın. Bir de filmlerdeki kurtulma/kurtarılma sahnelerine çok dikkat edin, bir gün çok lazım olabilir 🙂

TAVSİYELER

HAVA
Yıl genelinde sıcaklık 29 derece civarındadır.
Kasım-Mart; Hava genelde açıktır, az yağış olur. Yüksek talep gören dönemdir.
Nisan-Mayıs sonu; Sıcaklık 34 derecelere kadar yükselir, öğleden sonraları yoğun yağış ve fırtına gözlenebilir.
Haziran-Kasım; Muson sezonu olarak bilinir. Sıcaklık 29-30 derecelerdedir, arasıra yağmur ve rüzgarlar gözlenir. Ben işte tam da bu mevsimde fırtınanın ortasında tekne kazası tecrübe etmek durumunda kaldım.
ULAŞIM
Araba kiralamanızı tavsiye etmem, çok sayıda motorlu var ve yollar da dar ve kalabalık. Kendinize güveniyorsanız motor kiralayabilirsiniz. Ya da şoför kiralamak en rahatı.
YEME-İÇME
Özellikle deniz mahsülü ağırlıklı alternatifleriniz olacak. Kaliteli restoran bulmanı zor olabileceği için önceden araştırmanız faydalı olur.
KONAKLAMA
Özellikle yüksek talep gören sezonlarda fiyatlar yüksek oluyor, önceden rezervasyon yapmanızı öneririm. Patong en pahalı bölgesi, Batı kısımlar da genelde pahalı. Güney ve kuzey sahillerinde daha ucuz yerler bulabilirsiniz.