Roma

TAM BİR SANAT, ŞARAP ve PİZZA KENTİ

İstanbul'dan 2-2,5 saatlik kısa bir uçuşla gidebilirsiniz, biletinizi önceden aldığınızda bazı havayollarından çok uygun kampanya biletleri de yakalama şansınız var. Aynı şey oteller için de geçerli. Otellerin, internet rezervasyon şirketlerine verdikleri özel indirimleri takip ederek çok uygun fiyatlı konaklamalar yakalayabiliyorsunuz. Canınız lezzetli makarna ve pizzalar çektiğinde, biraz Bizans havası almak istediğinizde ya da kaliteli şarap stoğunuz azaldığında durmayın atlayın gidin. Ben öyle yapıyorum ve şiddetle de tavsiye ediyorum 🙂

Roma, gezerek daha iyi öğrenebileceğiniz ve anlayabileceğiniz bir yer, bu kentin tadını en iyi yürüyerek çıkarabilirsiniz. O yüzden ayaklarınıza güvendiğiniz bir dönemde gitmenizi öneririm, tabi bir de havanın ılık ve yağmursuz bir zamanını yakalamanızda fayda var.

Kenti Tanıyalım

Şehir Tiber ırmağı ile ikiye ayrılmıştır. Irmağın sol tarafında Vatikan şehrinin ve alt kısımda Trastavere bölgesinin olduğu bölüm, sağ tarafta ise tarihi ve turistik yapıların bulunduğu ana bölüm yer alır. Kentin merkezi diye niteleyebileceğim bir yer yok aslında, önemli yapıların bulunduğu her yer kendince bir merkez haline gelmiş. Hemen hepsinin önünde de genişçe meydanları var. Termini bölgesinden başlamak istiyorum;
Termini istasyonu; Roma'da ulaşımın merkezi konumundadır. Metro, tren ve otobüs de dahil olmak üzere her yöne ulaşım bu ana merkezden sağlanır. Yeraltındaki altgeçitlerinde ve çarşısında da birçok dükkan, restoran, market bulunduran koskocaman bir kompleks konumundadır. Zamanınız azsa konaklama olarak bu civarı seçmenizde fayda var. Bu arada bölge çok kalabalık olduğundan hırsızlığa karşı dikkat edin.
Roma'da kırmızı ve mavi olmak üzere 2 ayrı metro hattı bulunur. Bir de havaalanına hızlı ulaşım sağlayan express trenlerin kullandığı yeşil hat vardır. Tüm hatların kesişimi Termini'dedir. Havaalanından şehre en kolay ulaşım yeşil hattı kullanan trenlerle sağlanıyor, yaklaşık yarım saatte bir, havaalanı veya Termini yönünden Leonardo Expresine binebiliyorsunuz. Kırmızı metro hattı Barberini meydanı, İspanyol merdivenleri, Popolo meydanı üzerinden şehrin sol kanadına geçerek devam eder. Vatikan'a gitmek için bu hattı kullanmanız gerekir. Mavi hat ise; alışveriş için ideal olan Cavour caddesi, Collesium, Circo Massimo hattıdır. Elinizin altında bulunsun isterseniz metro hattına yandaki linkten kolayca ulaşabilirsiniz.
Termini civarında görülebilecek yerlerden biri de Santa Maria Maggiore kilisesidir. Roma'nın en büyük kiliselerinden biridir. Termini'nin önünden Via Cavour'u takip ederken sol tarafta göreceksiniz. Kilise 4. yy'dan kalmadır, içinde ve tavanlarında altından yapılmış mozaikler bulundurur.
Termini ile Tiber ırmağı arasında kalan kısım Colosseum'un ve Roma Forum'un olduğu bölümdür.
Roma'nın antik tarihine dair sayısız kalıntıyı burada bulabilirsiniz. Eski surların bir bölümünün de halen korunduğunu göreceksiniz. Bu bölge oldukça geniş bir alana yayılmış durumdadır. Yeşil alanlar ve meydanlarla dolu olduğundan tüm yapıları gezmeniz ciddi zamanınızı alacaktır ve epey yorulacağınıza da eminim. Colosseum'un etrafında gezip güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Bol bol satıcı var, hemen hepsi birşeyler almanız için yakanıza yapışabilir. Arenanın içerisine giriş ise ücretli, €15-€20 arası bir giriş ücreti var ve sıra da kalabalık olabiliyor. Geçmişten bugüne arenanın iç mimarisi, gladyatörlerin savaştığı alan ve alt odalar çok sağlam kalamamış ama yine de görmeyenler için görülmesi gereken bir yer.
Colosseum'un arka tarafında geniş bir yeşil alan ve Circo Massimo bulunur. Yaz aylarında, hava güzelse bu bölgede panayır veya sirke rastlayabilirsiniz.
Forum da hemen Colosseum'un önünde kalıyor, isterseniz dışarıdan görüp geçebilir, isterseniz de heykelleri ve kalıntıları yakından inceleyebilirsiniz. Bu seçimler tamamen zamanınıza ve ilginize kalıyor.
Tüm bu tarihi dokunun bittiği noktada da olanca heybetiyle Palazza Venezia yer alıyor. Zaten şaha kalkmış atlar ve üzerilerindeki şövalyelerden bu binayı hemen tanıyacaksınız. 1400'lü yıllardan kalma bina zamanında saray olarak yapılmış ve sonrasında yüzyıllar boyunca civarına diğer heykellerin de eklenmesiyle kocaman bir meydana dönüşmüştür. Bu bölgede kılık değiştirmiş birçok sokak dilencisine de rastlamak mümkün. Saraydan Colosseum'a kadar uzanan ve iki yanında birçok tarihi kalıntıyı barındıran caddenin adı Via Fori Imperiali'dir. Sarayın önünden yukarı doğru uzanan ve Popolo meydanında sonlanan cadde ise Via Del Corso'dur. Bu cadde kentin meşhur caddelerindendir, oldukça hareketlidir ve birçok mağaza ve alışveriş merkezini de barındırır.
Cadde üzerinden devam ederek tabelaları izlediğinizde İspanyol merdivenleri ve Aşk Çesmesi'ne gidebilir ya da Via Del Corso'yu sağınıza alarak Palazza Venezia'nın solundan içeriye doğru ilerlerseniz dar sokaklardan geçerek Pantheon meydanına ulaşırsınız. Bu bölge de tam bir turist mekanıdır. Birçok kafe ve restoranla çevrili geniş bir meydan daha sizi bekliyor olacak. Pantheon tapınağı Antik Roma'da tanrılara adanmış bir yapıdır. Binayı geçmişten bugüne çok iyi korumuşlar, içeriye girdiğinizde oymaların ve heykellerin hala nasıl bu kadar yeni göründüğüne inanamayacaksınız.
Pantheon'un civarındaki ara sokaklardan yine çok güzel bir meydana; Piazza Navona'ya ulaşabilirsiniz. Ben mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. Gittiğiniz zamana bağlı olarak panayır, pazar ya da sanatçıların tablo ve portre sergileriyle karşılaşabilirsiniz. Meydandaki heykel ve çeşmeler de çok ilginç.
Navona'ya gelmişken meydanın alt tarafında ırmağa yakın bölgede bulunan Campo De Fiori meydanına da inebilirsiniz. Şehrin kalabalık ve canlı mekanlarından biridir.
Irmağın karşısına geçmeden bu bölgeden bahsetmeye devam edelim..
Tiber hizasından devam ederek ya da Navona'dan çıkıp Via Della Scrofa üzerinden ilerleyerek Popolo meydanına varabilirsiniz. Bitiminde bir ark bulunduran koskocaman bir meydan. Makarna yiyip şarabınızı yudumlayabileceğiniz keyifli restoranları civarda bulabilirsiniz. Bir market bulup alabildiğiniz kadar ev şarabı ve makarna alın derim. Marketlerde şaraplar oldukça ucuz ve buna rağmen ben kötü çıkanına rastlamadım. Makarnaların tadı da kesinlikle buradakilerden çok daha güzel. Yeriniz varsa doldurun çantaya 🙂
Bu meydandan Villa Borghese adındaki geniş yeşil alana giriş bulunmaktadır. Parklar ve müzelerle dolu bir bölgedir ve Roma'nın ikinci büyük parkı konumundadır. Müzelerde antik heykel ve tablolar bulabilirsiniz. Ek olarak bir amfi tiyatro, ark ve botanik bahçeleri de göreceksiniz.
Meydandan aşağı doğru ilerlerseniz ara sokakları takip ederek İspanyol Merdivenleri ve Aşk Ceşmesi'ne gidiliyor. Aşağıya Via Corso üzerinden devam ediyorsanız sol kolda ünlü mağazaların olduğu ışıklı ve pahalı bir cadde olan Via Condotti'den geçerek İspanyol merdivenlerine ulaşacaksınız. Ya da daha kısa bir alternatif olarak Popolo meydanından aşağı inerken en soldaki caddeyi(Via Del Babuino) kullanırsanız doğrudan buraya çıkarsınız. Bir diğer seçeneğiniz de kırmızı metro hattını kulanıp Spagna durağında inmek olacaktır. İspanyol merdivenlerinden yukarı çıktığınızda şehrin kuşbakışı görünümünü bulacaksınız.
Aşk Çesmesi de buraya çok yakın, zaten tabelaları takip ederek kolayca ulaşabiliyorsunuz. Aşk Çeşmesi biraz daha ara sokaklar arasında kalıyor diyebilirim. Tam da nerede diye aranırken bir anda kocaman ihtişamıyla karşınıza çıkıveriyor. Via Del Corso'yu kesen paralellerden biri olan Via Del Tritone çeşmenin izini sürmek için en yakın adres aslında. Kırmızı hatla Spagna'nın öncesindeki durak olan Barberini'de indiğinizde bu caddeyi takip edebilirsiniz. Çeşmenin bildik kuralı; sırtınız dönük durarak bir dilek dilemek ve havuza para atmak.. Başka dileklerin yanında bir de Roma'ya tekrar gelmek umuduyla havuza para atarsanız mutlaka tekrar gelirsiniz diyorlar. Bu teori sizde de işe yarar mı bilmiyorum ama bana doğru gibi geliyor, 3 gidişimde de bu ritüeli yaptım ve şimdi 4. kez gitmeyi bekliyorum 🙂
Bu bölge turistlerin yoğun olduğu ve gün içinde oldukça kalabalık olan bir yer, bu nedenle özellikle hırsızlığa karşı dikkatli olmanızı öneriyorum.
Aşk Çesmesi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı(Palazzo Del Quirinale)nın tam arkasına düşüyor. Bu binayı da listenize almanızda fayda var. Saray, Roma'daki 7 tepenin en yüksek olanına kurulu ve önünde de tahmin edebileceğiniz üzere Roma'daki birçok ünlü binada olduğu gibi kocaman bir meydan var. Aşk Çeşmesi'ne, meydanın önünden sağdan aşağı kıvrılıp Salita di Montecavallo ve Via Della Dataria üzerinden dümdüz ilerleyerek de çıkabiliyorsunuz. Bu cadde oldukça ilginç, duvarlarda çok güzel mozaikler görebilirsiniz.

Vatikan Bölgesi

Gelelim Tiber ırmağının karşı kıyısına...

Bu bölgede görülebilecek en önemli kısım tabi ki Vatikan'dır. Buraya en kolay, ekonomik ulaşım yolu ise metrodur. Kırmızı hattaki St. Pietro metro istasyonundan Vatikan'a yürürken civarda alışveriş için uygun birçok dükkan var. Giysi, ayakkabı gibi şeyler için vaktiniz varsa göz atabilirsiniz. Magnet, anahtarlık gibi ufak hediyelikler için de Vatikan'ın etrafında sayısız dükkan var.
Vatikan'ın etrafı surlarla çevrili ve İsviçreli Muhafız askerlerce korunuyor, her bölüme giremiyorsunuz. Müzenin olduğu ve ayinin yapıldığı kısım gezilebilecek en geniş alan aslında. Hem müzeye, hem de meydanın oldugu bölüm ve kiliseye aynı gün girmeniz çok yorucu olabilir, erken saatlerde gelmenizi öneririm. Aksi halde çok zaman kaybedersiniz. Sıradışı bir gün değilse 9'da açılıyor. Kapalı olduğu günlere de dikkat etmenizi öneriyorum. Bu linkten müzenin sayfasına girerek açık olduğu günlere göz atabilirsiniz. tıkla
Sırayı beklemeden girmenin bir yolu da orda bolca göreceğiniz rehberlerden tur satın almak. Müze girişine vereceğinizden €10-15 fazla para ödeyerek sırayı pas geçip tur grubuna dahil olarak hızlıca girebilirsiniz. Bir diğer seçenek de müzeye giriş biletini internet üzerinden önceden almak. Bu sayede de yine sırayı atlayabiliyorsunuz. Biletinizin çıktısını alarak müzenin ana girişine gelip, görevliye göstermeniz yeterli oluyor. Yaşayabileceğiniz tüm sıkıntılara rağmen müzeyi görmenizi şiddetle öneririm, mozaik ve işlemeleri başka yerde bulamazsınız.
Ana meydan ve kiliseye kısa şortla giremiyorsunuz, bilginiz olsun. Bir de pazar günü giderseniz ayine yakalanma ihtimaliniz var. Papa'nın vaazına denk gelirseniz içeriye giremiyorsunuz ve bu durumda sadece meydanı görüp geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. Öğleden sonra etraf biraz daha sakinleşmiş oluyor.
Zamanınız varsa Cumartesi meydanı ve kiliseyi, Pazar da müzeyi gezin derim. İkisini de sabahın ilk rotası olarak planınıza alırsanız hem daha az yorucu, hem de daha az zaman kaybedici bir plan olur.
Müze dışında St. Peter Kilisesi de görmeniz gerekenler arasında.

Vatikan meydanını arkanıza alarak yüzünüzü doğuya doğru çevirdiğinizde ihtişamlı San't Angelo Kalesi'ni göreceksiniz. Geniş Via della Conciliazione bulvarından ilerleyerek kaleye ulaşabilirsiniz. Kalenin etrafında park ve meydanlar bulacaksınız. Kaleye giriş ise ücretli, €10-€15 civarıydı diye hatırlıyorum. Vaktiniz varsa gezmenizi tavsiye ederim, kaleden Vatikan ve şehrin genel manzarası oldukça güzel.
Bir söylentiye göre Vatikan'a bir saldırı olduğunda bu kaleye ve kaleden de farklı bölgelere gidilebilecek şekilde yer altı geçitleri bulunuyormuş. Kalenin Papa'nın gizlenmesi için bir kalkan olduğu söylenir.
Kalenin önünde iki yanını birçok heykelin süslediği tarihi bir köprü var. Fotoğraf çektirmek için güzel bir yer. Bu köprüden kalenin görüntüsünün çok güzel olduğunu söyleyebilirim. Karşıya geçip düz devam ettiğinizde Navona meydanına çıkarsınız.

Vatikan'ın aşağısında ırmağın kıyısında kalan bölge Trastevere olarak bilinir. Tarihi surları ve eski çağlardan kalma evleri görebilirsiniz. Küçük keyifli restaurantlarda ev yapımı harika şaraplar ve yöresel yemekler tadabilirsiniz. Gece hayatıyla da ünlü bir bölgedir. Ayrıca civarda meydan ve kiliseler göreceksiniz. En bilineni Santa Maria in Trastavere'dir, bu kilise kentin en eski kiliselerindendir. Kilisenin önü kentin hiç uyumayan meydanını bulundurur. Her daim sokak sanatçılarına ve akrobatlara rastlamak mümkün. İspanyol merdivenleri gündüz ne kadar eğlenceli ve çekiciyse, bu bölge de gece aynı kimliğe bürünür. Kilisenin alt kısmında Piazza San Cosimato'da bir de açık pazar var, sabah 7 ile öğleden sonra 2 arasında halkla birlikte yöresel yiyecekler arasında alışverişin tadını çıkarabilirsiniz.
Bölgede 2 üniversite olduğundan kalabalık öğrenci gruplarına denk gelebilirsiniz. Burayı gezmenin en güzel yolu kendinizi bırakmak ve keşfetmektir. Farklı yerleri bulmanın en iyi yolunun sokakları dolaşmak olduğunu söyleyebilirim. Viale di Trastavere bulvarının arkasında Via Carlo Tavolacci ile kesişen paraleldeki Big Mama özellikle jaz ve blues severler için güzel şovlar sunuyor. Deneyebilirsiniz.

Irmak üzerinde tam da bu bölgenin hizasında bir adacık göreceksiniz, buraya Isola Tiberina denmektedir. Tiber adası, hakkında çıkan ilginç efsaneler nedeniyle hep gizemli bir yer olarak kalmıştır. Ada 2 ayrı köprüyle kentin 2 yakasına bağlanır. Adaya dair çok fazla efsane ve hikaye var, merak edenler için faydalı olabilecek bir link eklemek istiyorum. tıkla
Trastevere bölgesinden karşıya geçtiğinizde Roma Forum ve Colosseum'un arkasında Circo Massimo'nun olduğu bölgeye çıkarsınız.
Aslında kentin gezilip görülmesi gereken birçok mekanı, ortasından ırmağın geçtigi geniş bir daireye hapsolmus gibidir. Birkaç gününüz varsa yürüyerek ve biraz da metro desteğiyle bunların hepsini görmeniz mümkün.

TAVSİYELER

HAVA
Ekim-Kasım; en yağmurlu aylardır. Sıcaklık 10-15 derece arasındadır.
Ocak; en soğuk aydır.
Temmuz; En kuru ve ılık geçen aydır. Sıcaklık 25 derece civarındadır.
İdeal seyahat zamanı; Yaz sonu-Sonbahar başı
ULAŞIM
Yürüyerek birçok yere ulaşabilir, gerektiğinde metro ve otobüsleri kullanabilirsiniz. Pisa, Floransa gibi civardaki kentlere gidecekseniz tren ucuz ve kolay bir seçenek olur. Havaalanı ulaşımı için de tren en uygun seçenek. Taksileri kullanacağınız zaman önceden fiyat sorun veya taksimetre açtıklarından emin olun derim.
YEME-İÇME
İtalyan mutfağı dışında bir alternatifi kesinlikle düşünmeyin, çok şey kaçırırsınız. Pizza, makarna, salata ve şaraba doyamayacaksınız. Akşam 8'den sonra restoranlarda yer bulamayabilirsiniz, bir de öğleden sonra 3-6 arası pek çok restoran kapalı olabiliyor. Marketlerden şarap ve makarnayı ucuz fiyata alabilirsiniz. Ayrıca yerel içkileri Grappa'dır, üzümden yapılır ve %35-60 arası alkol bulundurur. Yemek sonrası shot olarak ya da espresso ile tüketilir.
KONAKLAMA
Merkezdeki otellerin odaları genelde dardır, bu yüzden yüksek tavanlı otelleri tercih etmeniz iyi olur. Kısa konaklamalar için Termini civarındaki oteller merkezi ve ucuz alternatif olur. Collesium civarı da oldukça makul olacaktır. Aşk Çeşmesi ve İspanyol Merdivenleri'ne yaklaştıkça fiyatlar artacaktır.