San Francisco

BATI AMERİKA'NIN EN SEVİMLİSİ

Meydanlar gündüzleri öğrencilere, turistlere, kısa bir ara vermek için duraklayan kesime hitap ederken, geceleri de evsizlerin konaklama mekanı oluyor. San Francisco'da dikkate değer sayıda bir evsiz kitlesi var. Zarar verici ya da sıkıntı oluşturacak bir davranışta bulunmuyorlar ama yollarda her saat sıklıkla onları görebiliyorsunuz. İlginç bir ayrıntı da hemen hepsinin en az bir köpeğinin olması. Çok da güzel, küçük, sevimli köpekleri var ve hiç yanlarından ayırmıyorlar. Ellerine geçen her yiyeceği onlarla paylaşmaktan geri durmuyorlar, hatta birlikte uyuyorlar. Bizim memleketin geneline kıyasla gördüğüm sahneler beni çok etkilemişti. Yalnızlıklarını bile örtecek kadar büyük bir sevgi var aralarında...

Sokak dilencilerine de değinmeden geçemeyeceğim. Avrupa'nın birçok ülkesinde de görebileceğiniz, kimi zaman bir heykele, kimi zaman da bir film kahramanına benzeyen dilenciler özellikle Fisherman's Wharf civarında yolunuza çıkabilir. Aniden çöp kutusunun arkasından önünüze atlamalarına karşı hazırlıklı olun derim. Sonradan çok korkabilirsiniz 🙂

Kenti Tanıyalım

Şehir merkezi dediğimiz kısmı Union Square ve civarı oluşturuyor. Meydanın önünden geçen Geary Street hemen 2 blok sonra şehri çaprazdan kesen upuzun bir cadde olan Market Street ile birleşiyor. En işlek ve kalabalık cadde burası. New York 5. cadde gibi bir yer. Caddeden birçok farklı ulaşım aracına ait hat geçiyor. Bu caddenin alt kısmında kalan bölge eğlence müdavimlerinin daha sık tercih ettiği kesimleri ve birçok gece kulübünü barındırıyor. Özellikle Folsom Street (Soma olarak da bilinir) üzerinde böyle birçok mekan bulabilirsiniz. İlk kez gidiyorsanız Market Street'in yukarı kısmında kalan bir otel tercih etmenizi öneririm.
Market Street ve Powell Street'in birleştiği noktada kentin sembolü haline gelmiş cable car'ın ilk durağına ulaşıyorsunuz. 2 ayrı hat var;

  • Mason hattı; Powell Street, Mason Street, Colombus Avenue üzerinden devam ederek Bay Street'te son buluyor. Şehrin caddelerini gezerek doğrudan Fisherman's Wharf'a çıkacaksanız bu hat size daha uygun olacaktır.
  • Hyde hattı; Powell Street, Jackson Street ve Hyde Street üzerinden Ghirardelli Square'e gidiyor. Meşhur Ghirardelli çikolatalarından tadımlık da olsa almakta fayda var. Sahile inerseniz Maritime müzesini göreceksiniz. Denize meraklılar için görülebilir bir yer.

Yeri gelmişken artık meşhur Fisherman's Wharf'tan bahsetmeye başlayalım. Ghirardelli'den sahile paralel dümdüz devam ederek, önce Beach Street, sonra da Jefferson Street üzerinden keyifli restoranlar önünden kısa bir yürüyüşle meydana ulaşacaksınız. Şehrin en kalabalık bölümü burası desem yanılmam sanıyorum. Özellikle turistlerin en rağbet ettiği yerlerin başında. Bu bölgeden Alkatraz hapishanesine, Golden Gate köprüsüne turlar kalkıyor. SpeedBoat adı verilen hızlı tekneler de yine buradan kalkıp 1-1,5 saatlik turlar yapıyor. Yeme-içme için sınırsız çeşitlilik var. Kentin simgesi haline gelmiş yengeci burada bir restoranda denemenizi tavsiye ederim. Alternatif yiyecekler isterseniz Jefferson caddesi üzerinde güzel İtalyan restoranları da var.
Yine aynı cadde üzerinde cable car son durağından sadece 1 blok ötede Cannery de görülmesi gereken mekanlar arasında. 100 yıldan fazla bir geçmişi var ve içerisinde özellikle geceleri hareketlenen çeşitli cafe-barlar bulabilirsiniz. Kimi geceler çeşitli komedi gösterilerine de rastlamanız mümkün.
Meydana doğru devam ederek BOUDIN Bakery'e uğramalısınız. Burası ekmek yapımını keşfedebileceğiniz turlardan tutun da türlü çeşitte ekmeği sıcacık alabileceğiniz, hatta hediyelikler bulabileceğiniz ünlü bir fırın. Fransız peynirleriyle aranız iyiyse ekmeğin kase olarak kullanıldığı özel çorbalarını tadabilirsiniz.

BOUDIN'den sonra sizi Fishermans'ın kalbine geldiğinizi söyleyen bir heykel karşılayacak. Tabi kalabalık bir insan topluluğuyla beraber.. Pier 39 ise bu meydanın fok balıklarıyla ünlü bir iskelesi. San Francisco'ya gelip de foklarla resim çektirmeden dönenini pek göremezsiniz. Fisherman'ın az ilerideki iskelesinde dükkanların içinde kaybolmadan önce siz de bir resim çektirmeyi unutmayın.
Pier 39'da hep hareketli bir ortam var. 2 katlı bir platform etrafında çeşitli küçük dükkanlar kurmuşlar. Aklınıza gelebilecek hemen her tür hediyelik ve hatıra eşyayı bulabileceksiniz. Zaman planınızı yaparken burada çok vakit geçireceğinizi unutmayın. Bir de güneş batmaya başladıktan sonra rüzgarlı ve serin olabileceğini düşünerek, ona göre giyinmenizde fayda var. Aç gelmenizi de önerebilirim, özellikle süper waffle/krep yapan bir dükkan var ki vitrinden ayrılamayabilirsiniz.

Pier 39'un hemen arkasında USS Pampanito adlı tarihi denizaltıyı gezebilirsiniz. Müzeye çevrilmiş ve içini gezebiliyorsunuz. Merak edenlere bir dip not olarak söylemeden geçmeyelim. Yine aynı bölgede bir sualtı akvaryumu var. Büyük ve güzel, daha önce bu tür bir tecrübesi olmayanlar için keyifli bir seçenek olur.
Fakat zamanınız kısıtlıysa hiç onunla vakit kaybetmeyin ve kısa bir Golden Gate-Alkatraz turu alın. Süresine göre çok çeşitlilikte turlar mevcut. Şehri uzaktan ve denizden görmek adına da güzel bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Biraz açıkta yelkenlileri ve yunusları da göreceğiniz keyifli bir tur olacaktır. Köprüyü de ayrıntılı gözlemleyebilirsiniz. Büyülü bir köprü, bir şekilde insanı etkileyen bir havası var. Çok ilginç, uzaktan gayet net ve açık gördüğünüz köprüye yaklaşmaya başlamanızla köprünün sisler ardına gizlenmeye başladığını fark edeceksiniz. Siz yaklaştıkça kendini gizlemeye başlıyor. Ve yine bir o kadar ilginç şekilde hava müthiş derecede soğuyor. O yüzden hazırlıklı olun ve en azından kapşonlu bir sweatshirt bulundurun. Dönüşte Alkatraz'ı da oldukça yakından görebiliyorsunuz. Dilerseniz Alkatraz'da duran ve orayı gezdiren turlar da var fakat en az yarım gününüzü alacaktır. Vakti olmayanlar için kısa turlar da iyi bir alternatif, çünkü adaya oldukça yaklaşıyorlar ve en azından fikriniz oluyor, görmeden gitmemiş oluyorsunuz.

Biraz da şehrin içinde neler yapabileceğinizden bahsedelim..
Birçok kentteki gibi burada da bir Chinatown bulabilirsiniz. Öyle çok abartılı değil, fakat ucuza ufak tefek şeyler ya da antika türü dekor ve mobilyalar için ziyaret edebileceğiniz bir yer. Saat ilerledikçe dükkanlar kapanmaya başlıyor, o nedenle buraya öğleden sonra fazla geç olmadan gitmekte fayda var. Grant Ave ile Bush Street'in kesiştiği yerde Dragon Geçidi olarak da bilinen giriş kapısı var.
San Francisco'nun tanınmasında pay sahibi olanlardan biri de inişli çıkışlı sokaklarıdır. Arabayla şehri gezme fırsatınız olursa bunu çok net fark edebilirsiniz. Bu caddelerin en bilindik olanı Lombard Street'i görmeden gitmeyin. Cable car hattıyla da bu caddeye ulaşmanız mümkün. Kıvrılarak inen oldukça dik bu yokuş şehri de kuş bakışı görmenizi sağlıyor. Manzarayı yukarıdan izleyebilmek için bir alternatifiniz de Coit Tower. Burası da görülmesi gerekenler arasında. Sahile doğru devam eden yolda Colombus Ave üzerinde İtalyan restoranlarının olduğu bir bölge vardır. Acıktıysanız burada nefis İtalyan yemeklerinin tadına bakmanızı öneririm. Bu bölgeyi etraftaki ağaçların ve direklerin üzerine boyanmış İtalyan bayrağı renklerinden kolayca ayırdedebilirsiniz.

Yüksek girişli, 2 katlı ünlü Amerikan evlerini filmlerden bilmeyen yoktur. Bu kentte onlardan bolca bulabilirsiniz. Bir kısmını kentin geniş meydanlarından olan Alamo Square civarında, bir kısmını da daha sonra bahsedeceğim Sea Cliff'e giden yol üzerinde görebilirsiniz. Alamo Square, Fulton ve Steiner caddelerinin kesişiminde şehir merkezine oranla nispeten daha alçak binaların bulunduğu bir bölgede yer alıyor. Biraz dinlenmek ve mola vermek için ideal bir mekan. Civarda köpeklerini gezdiren insanlara da rastlayabiliyorsunuz.
San Francisco'da geçmişin hippi akımının canlı kalıntılarını da bulmak mümkün. Haight Ashbury bölgesindeki ucuz restaurantlar ve çılgın mağazalar onların merkezi konumundadır. Haight ve Ashbury caddelerinin kesişiminden başlayarak bu bölgede keyifli vakit geçirebilirsiniz. Tabi biraz da cesursanız 🙂 Biraz daha aşağılara indiginizde Castro bölgesine geleceksiniz. Burası da gaylerin merkezi konumundadır. Hareketli kafe ve barlarıyla hemen gözünüze çarpacaktır.

Presidio olarak bilinen Golden Gate Ulusal Parkı, kentteki en geniş dinlenme alanıdır. Park içerisinde denize girebileceğiniz güzel sahiller, yürüyüş ve bisiklet parkurları, golf alanı ve köprüyü en iyi görebileceğiniz seyir terasları bulunur. Köprünün en güzel resimleri de bu noktalardan çekilmiştir. Parkın içerisinde gezebileceğiniz çiçek bahçeleri ve Japon parkları da var.
Bir diğer önemli park da Yerba Bueno Gardens olarak biliniyor. Orası da Market Street'in 1 blok aşağısındaki Mission Street üzerinde yer alır. Cable car ilk durağının birkaç blok yukarısından Market Street'ten karşıya geçip, 4th Street üzerinden ilerlerseniz kolayca ulaşabilirsiniz. Parkın karşı köşesinde çok katlı bir alışveriş merkezi olan Sony Metreon bulunuyor. İçerisinde dükkanların yanısıra restoran, tiyatro ve sinemalar da var. Parkın tam karşısında bir Yahudi Müzesi var. Geniş yeşil alan öyle güzel ki, yorgunsanız halka karışıp çimlere yatarak biraz kestirmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

CİVARDA GÖRÜLEBİLECEK YERLER

Sea Cliff; Golden Gate köprüsünün şehirden uzak yakasında, kentin en batı ucunda tüm gürültülerden uzak, keyifli bir tepe var. Dev ağaçlar ve güzel bir bitki örtüsüyle kaplanmış, halkın yürüyüş ve sabah sporu için sıklıkla kullandığı geniş park size eşsiz bir okyanus manzarası sunuyor. Parkın yanı başındaki tepenin üzerinde 1893'ten beri bir kale gibi duran The Cliff House, heybetli Pasifik okyanusu eşliğinde kahvaltı etmenize ya da akşam yemeğinizin tadını çıkarmanıza yardımcı olacaktır. Hemen aşağıda da özellikle sörfçülerin rağbet ettiği, okyanus dalgalarının inlettiği upuzun bir plaj var. Gerçekten görmeniz gereken bir bölge.

Sausalito; Eski bir balıkçı kasabası olan kent, GoldenGate köprüsünün hemen karşı ayağı altında konumlanmış. Su üzerine kurulmuş yüzen evleriyle ve San Francisco'ya karşıdan bakan manzarasıyla biliniyor. Bu bölgede şairler, yazarlar ve entel kesimin oturduğu söyleniyor. Eski gemilerin, teknelerin iskeletlerinden faydalanıp çok değişik evler tasarlamışlar. Dikkatle baktığınızda gerçekten çok ilginç detaylar ve aksesuarlar görebilirsiniz. Bir iskelenin etrafında sağlı sollu konumlanmış bu yapılarda yaşıyorlar. Kasabanın köprü bağlantısına yakın kuzey çıkışına doğru giderken sağ koldan devam ederseniz yüzen evlere ulaşabilirsiniz. Aslında evleri anlatmaya sözler yetmiyor, değişik bir manzara. Yandaki videoyu izlerseniz ne kastettiğimi daha kolay anlayacaksınız.
San Francisco'dan buraya feribot ile de ulaşabiliyorsunuz. Ek olarak bisiklet ya da atv ile köprüyü geçerek buraya gelip, akşam saatlerinde dönüşe geçecek şekilde turlar da var. Deniz kıyısına kurulu bir kent olduğu için geniş bir sahil yolu var, uzun bir yürüyüş yapabilir, bir yandan da ufak butiklerin keyfini çıkarabilirsiniz. Özellikle el yapımı birçok sanat eseri ve ufak eşyalar, antikalar bulabileceğiniz çok sayıda dükkan göreceksiniz. Denize sıfır konumlanmış restoranlarda yemek yerken San Francisco'nun günbatımı manzarasını izleyebilirsiniz.
Kentin çıkışında dev kızılağaçların olduğu bir orman var. Yaklaşık 80 metre yükseklikte 1000 yıllık devasa ağaçlar arasında kendinizi kaybedip oksijen patlaması yaşamak için iyi bir fırsat denebilir. San Francisco'dan buraya özel turlar da düzenleniyor.

TAVSİYELER

HAVA
Kasım-Ocak; yağmurlu ve serin geçen dönemdir.
Şubat-Mart; Ara sıra yağmur görülür. Sıcaklık 14 derece civarındadır.
Nisan-Mayıs; Keyifli bahar aylarıdır. Sıcaklık 15 derece civarıdır.
Haziran-Ağustos; Sıcak ama sisli dönemdir, akşamları serin olur.
Eylül-Ekim; İyi bir dönemdir ama bazen sis görülür.
ULAŞIM
Cable car ve elektrikli tramvay en kolay ulaşım yoludur. Mesafeler kısa olsa da yürürken bazen yokuşlar zorlayıcı olabilir. Araç kiralarsanız Sea Cliff, Sausalito gibi civar bölgelere gidebilirsiniz ama San Francisco merkezde otoparkların $30 civarında olduğunu göz ardı etmeyin.
YEME-İÇME
Hemen her çeşit mutfakta hizmet veren restoranalr var, özellikle İtalyan mutfağında çok iyiler. Kentin sembolü olmuş kırmızı yengeçlerden yemeden dönmemelisiniz. Fisherman's cicarı bu konuda iyi alternatifler sunuyor.
KONAKLAMA
Otopark ücretinin pahalı olmasını saymazsak Union Square'in yukarı kesimindeki oteller oldukça merkezi konumdadır. Cable car'a da mutlaka ilk duraklardan binmeye çalışın, uzun sıralara denk gelebilirsiniz. Fisherman's Wharf civarındaki otelleri de tercih edebilirsiniz. Kış döneminde fiyatlar daha uygun oluyor.